Not:Bu yazı "Yalanlar ve Gerçekler"adlı yazının devamıdır.Sabaha karşı hava daha yeni aydınlanmaya başlamışken,Maximillen elini pencere pervazına dayamış bir halde dışarıyı izliyordu.Düşünceler biribiri ardına,hızla beyninde turluyorken o,dışarıda yeni doğan güneşin selamlayışına aldırış etmeden kendini düşünce selinde kaybetmişti.Gece çok uzun geçmişti onun için.Uzun ve zor...Gördüğü kabuslar canına tak ettirmişti.O da en sonunda kalkıp kendini düşüncelere vermişti bütün gece.Önlerine gelecek yeni tehlikeleri,yeni tuzakları ve yeni insaları düşündü tüm bir gece.Gümüşfırtına da yoktu o an yanında.Ejderha yine gizemli bir biçimde kaybolmuştu.Neredeydi ve neden bilmiyordu;ama sormaya niyetide yoktu.
Maximillen'ın üzerinde sadece kumas bir pantolon vardı o an.Yazın kavuran sabah güneşi,şövalyenin geniş omuzlarından terler süzülmesin neden oluyordu.Sağ kürek kemiğinin tm üstünde bir yara izi vardı.Çok uzun zaman önce olduğu belli olan iz,şu an pembe bir çizgiden ibaretti.
Şövalye olan biteni ilk kez rahatça kafasında tartma imkanı yakalamıştı.Yıllarını adadığı şehirlerinin hain bir saldırıda düştüğü durum,etraflarında dönüp duran kargaşa ve bir de elf ülkelerinin klasik zorlukları...
Berilyan,Maximillen gibi bir adam için sadece bir zaman kaybıydı.Eğlence ve "saçmalık"larla dolup taşan bu şehir,onun gibi stres ve tehlikeyle burun buruna yaşamaya alışmış biri için çok boştu.Her şey gereksizdi hatta bu ülkenin halkı bile.Yine de onlara saygı duyuyordu.Yaşının getirdiği tecrübe farklılıklara saygı duymayı öğremişti ona.Ama,aynı şeyi Marryn'a getirmemişti hiç şüphesiz."Asi olmak ona yakışıyor..."dedi bir an boş bulunup.Sonra aceleyle düşüncelerini toparladı.Birden aklına Gümüşfırtına'nın orda olmadığı geldi ve rahatladı.Ejderhanın varlığına o kadar alışmıştı ki,yokluğu bir gariplik yaratıyordu.Başını pencereye dayadığı koluna yaslayıp düşüncelerini bir anlığına kadına yoğunlaştırdı.Gülerkenki,hüzünlendiği;hatta onunla dalga geçerkenki hali geldi gözünün önüne.Gülümsedi şövalye sessizce.Şimdi o an orda olsaydı ne olurdu sanki...Yeniden ciddileşti sonra.Kafasını yine planlara ve gidecekleri yerlere verdi.Artık,Nihelyan için yola çıkmalıydılar.Berilyan'a geliş amaçlarını bu sabah halledip yollarına devam etme kararı aldı;ama önce diğerleriyle bunu konuşmalıydı.
Biraz olsun uyumak için yatağa uzandı.Uykusuzluktan kızarmış gözlerini her kapadığında bir sıçaryışla uyandı yine.Tam yeniden kalkıp odada amaçsızca volta atmaya başlayacaktı ki biri onu uykuya çekti sanki.Bir yüz...gümüş zırhı içerisinde sabırsız bakışlarıyla ona gülen bir yüz...
Solindas kapının vuruluşuyla uyandı.Apar topar üstünü giyinecekti;ama sonradan giyinik olduğunu farketti."Geliyorum!"dedi aceleyle,hızlıca vurulan ikinci kapı vuruluşuna karşılık.Dün geceyi hatırlıyordu,her şey çok net aklındaydı.Tek anlayamadığı nasıl oraya geldiğiydi.En son hatırladığı,kazandığı zaferden sonra bir anlık baş dönemsiyle gözünün kararmasıydı.Sonra,birden durumu anladı.Yüzünde utangaç bir gülümseme oluştu ve dudaklarından fısıltı halinde bir isim döküldü,"Tiran..."
Solindas kapıyı açarken bunlar geçti aklında.Kapıyı açtığında ise karşısında,kapının kirişine yaslanmış olarak Marryn'ı buldu.Marryn herzamanki halindeydi;bakışları sakin,duruşu umursamaz;ama altında yatan gerçek sabırsızlık ve etrafı sürekli gözden geçirme dürtüsü...Solindas onu herzamanki haliyle görünce rahatladı."Günaydı lady Spellwind!Güzellik uykunuzu bölmedim umarım"dedi pis pis gülerek.Solindas kızar gibi yaparak aşakacıktan azarrladı şövalyeyi"Sen de büyücü olsan seni de görürdük ne kadar uyuyorsun!"dedi gizlediği bir gülümsemeyle.Marryn yine muzip bir gülümsemeyle güldü;ama bu defa gösterişli bir şekilde eğilerek büyücüyü selamladı"Yeteneğiniz karşısında etkilendim!"dedi bir yandan da büyücü geçsin diye yana çekilirken.Solindas Marryn'a karşı sinirli bir ifade takınmaya çalıştı;ama başaramayıp o da ona katıldı ve kısa bir kahkaha attılar.Solindas herzamanki gibi Marryn'ın koluna girdi hiç düşümeden ve yürümeye başladılar.Yıllardır artık bu bir refleks olmuştu onlarda.Bira yandan yürürken bir yandan da yanlarından geçen elf soylularına başlarıyla selam veriyolardı.Solindas dün gece olanları en uygun zamnada Marryn'a anlatmayı kararlaştırdı.Sonra,düşüncelere dalarak devam etti uzun koridorda yürümeye.Marryn herzamanki resmi ve ciddi ifadeyle başıyla selam vererek yürüyordu kolunda Solindas'la.Ona selam veren elfler her ne kadar dile getirmeselerde,onun bu biraz meydan okuyan,vakur duruşuna bakıp bir zamanlarki çılgın halini hatırlayarak aradaki farkı düşünüyorlardı.Marryn yürürken arkasında pelerini ritmik hareketlerle savruluyordu.Yavaş,acelesi olmadan;ama tetikte.Solindas'ın cübbesi ise ayaklarının ucunda dans ederk onu giyen büyücüye eşlik ediyordu.Sanki büyücü bir müzikti,cübbe ise ona tempo tutan bir dinleyicisi...Büyü gücü fazlasıyla yeterli olan kadının avuçları güç ve ahenk yayıyordu etrafa.İşte böyle bir takımdı onlar.Savrulan pelerin ve cübbeleriyle bile,attıkları her adımla bile etraftakilere bir şeyler anlatan insanalrdı onlar.Büyünün ve çeliğin eşsiz uyumu...
Koridor oldukça uzundu.Sağlı sollu daireler bulunyordu sarayın bu kanadında.Onlar şu an sağ kanattaydı.Bu kanat konuklara ayrılmış minik dairelerden oluşuyordu.İki kadın kahvaltı için kralın büyük salonuna doğru ilerlerken Solindas birinin eksikliğini fark etti."Maximillen'a gidiyoruz değil mi önce Mary?".Marryn bu soruyla irkildi."Hayır..."dedi kısa bir cevapla.Solindas durmu anlamıştı ve yüzünde sinirli bir bakışla Marryn'a döndü."Sakın söyleme ben tahmin edeyim!Odasını bilmiyorsun!".Marryn olayı uzatmaya hiç niyetli değildi."Evet sormadım!Kapatalım konuyu."dedi Solindas'a bakmadan."Ama neden!Siz ikinizin çocuklukları artık çok oldu!"Marryn aniden döndü ve Solindas'ı kolunda yakaladı"Ne çocukluğu ya!Görmüyor musun olanları!Beni görmemezlikten gelen kim!Ben naaptım ona!Beni bu görevde istemiyorsa açıkça söylesin!Davranışlarıyla yeterince belli etti!"dedi canından bezmiş bir halde."Ama sen bir şövalyesin!Bunu sornalıydın!"Solindas yumuşamıştı;Marryn haklıydı.Ama,yine de Marryn'ın yapması gerekenler vardı."O da sormadı sonuç olarak!Berabereyiz işte!"dedi şövalye inatla.Solindas derin bir of çekti;ama şövalyeyle inatlaşmaya girmedi.Kanatsız bir hayvana uçmayı öğretmek,Marryn'la inatlaşmaktan çok daha kolaydı.Siniri burnunda yürümeye devam eden Marryn önlerine aniden çıkan Maximillen'la çarpışacaktı az kalsın."Günaydın bayanlar!"tok sesi koridorda hafif bir yankı yaptı."Sizi gördüğüme çok sevindim.Bende sizi uyandırmaları için birilerinden rica edecektim."Solindas azarlar bir bakışla Marryn'a baktı;ama Marryn Solindas'ın suçlayan bakışlarına karşılık vermedi.Maximillen çok farklı görünüyordu o an.Kafasındaki birçok şeyi halletmeye karar vermişti bugün.Bugün yeni bir gündü ve yeni başlangıçlar için idealdi.Hiç ara vermeden sözlerini sürdürdü.Kadınlara doğru hafifçe eğilerek bütün gece kurduğu planı anlatmaya başladı."Ben,artık bugün geliş amacımızı halledip burdan gitmemiz gerektiğini düşünüyorum.Bu konuyu şu an burda konuşmak pek uygun değil;bu yüzden sizleri kahvaltı çıkışı,sınırlarda bulunan koruluğa davet ediyorum.Orda bir durum değerlendirmesi yapalım,sonra eğer siz de uygun görürseniz gidip Kral Gerathros'la görüşürüz."Solindas,Maximillen'ın her şeyi tek başına yapmayıp onlara danışmak istemesinden dolayı takdir etti.Bu fikir onun kafasına yatmıştı.Sesini çıkarmadan dileyen Marryn'a bakılırsa onunda kafasına yatmıştı.İki kadın teklifi kabul ettiler."Ozaman izlinizle sizlere eşlik edeyim"dedi oldukça centilmen bir sesle.Marryn Maximillen'ı baştan aşağı süzdü.İlk defa onlarla bir arada bir şeyler yapma teklifi gelmişti.Koridorda birlikte yürümek de buna dahil.Üç insan aynı anda salona girdiğinde,herzamanki gibi gözler onlara çevrildi hızla.Yerleri gösterilen insanlar oturduktan sonra tam kahvaltıya geçilecekti ki,Falenas ayağa kalktı."Miliva nerde?"Bir anda dev salonda bulunan herkes panik olmuştu.Büyücü olması gereken yerde yoktu.Sandalyesi boştu ve bu hiç olmazdı.Kral acilen birilerini yolladı onu bulmaları için.Aradan 1 saat geçti;ama kadın bulunamamıştı.Falenas gözlerini Marryn ve Solindas'a dikmeye başlamıştı.Eğer kadın son aramada da bulunamazsa onları suçlamaya başlayacaktıçBu iki kadın Miliva'yı hiç sevmemişti.Marryn'dan her şeyi beklerdi;ama Solindas'da onun arkadaşı olduğuna göre o da onun gibiydi.Falenas'ın öfkeli bakışlarına bir anlam veremeyen Marryn Solindas'a baktı.Solindas oldukça sakin bir halde yemeğini yemekle meşguldü.Falenas'ın bakışlarını üzerinde hissetmesine rağmen başını kaldırıp karşılık vermedi;aksine farketmemiş gibi yaptı.Son arama ekibi ellerinde bir kağıtla döndü.Kağıdı acilen krala veren arama ekibi lideri saygılı bir selamlamayla yerine döndü.Kral Gerathros kağıdı okuduktan sonra yüzünde bir gülümseme oluştu.Rahatlamış bir şekilde gülümseyerek upuzun masadaki konuklarına ve saray halkına durumu açıkladı."Kraliyetimizin değerli büyücüsü,Lady Miliva büyücülerin kendi aralarında düzenlediği bir toplantıya gitmiş.Haber geç vakitte geldiği için bizi bilgilendirecek vakti olmamış.Endişelenecek bir şey yokmuş kısaca.Herkes yemeğine devam etsin lütfen"dedi yüzünde geniş bir gülümsemeyle.Masadaki her elf derin bir oh çekerek yemeklerine döndüler.Bazıları aralarında Miliva'nın büyücülüğü hakkında konuşuyorlardı o sırada.Solindas dudaklarını peçeteyle silerken sinirle gülümsedi.Miliva buraya geri dönebileceğini sanıyordu demek.Ama,bu hiçbir zaman olmayacaktı.Solindas yaşadığı sürece buraya geri dönerek başkalarını zehirlemeye devam edemezdi.
Marryn dışında herkes keyifle yemeğine konsantre olmuştu.Şövalye gözlerini Solindas'a dikmiş,soran gözlerle ona bakıyordu.Madem bu bir büyücüler toplantısıydı nedne Solindas burdaydı?Solindas'la gözgöze geldiler.Marryn'ın soran bakışlarına karşılık Solindas sadece "sonra"dedi.Maximillen bu arada masadaki herkesi gözhapsine almıştı.Marryn ve Solindas arasındaki bu kısa bakışmayı da görmüştü.İçgüdüleri buna karışmaması gerektiğini söylüyordu.O ikisi çok gizemliydi ve o buna karışarak bilmediği şeylere yol açmamalıydı.Onun asıl düşündüğü Berilyan'dı o an.Bu ülke içinde daha neler saklıoyrdu acaba.Maximillen'da Miliva'da bir terslik sezmişti.Gelişmiş içgüdüleri onunla fazla temeasa geçmemesi gerektiğini söylemişti ona.Kadının kaybolmasına pek şaşırmamıştı;ama nedense bunun ardından başka biri varmış hissi geliyordu ona.Sonuçta,biri ortadan kalkmıştı ve onun düşünmesi gereken biri eksilmiş oldu.
Geri kalanların hepsi birer sırdı sanki;ama onu en çok Falenas düşündürüyordu.Bu adamın onlara olan bakışları ve söylediği her kelimede bir şey vardı.Maximilen bunun Marryn'la sınırlı olmadığının farkındaydı.Gözünün onun üstünde tutmaya karar verdi.Çünkü,görünen o ki Falenas gözünü fazlasıyla onların üstünde tutuyordu.
Falenas kontrolcü bir biçimde onların üzerinde yine bir gözgezdirirken Maximillen'ın sert bakışlarıyla gözgöze geldi.İki adam sessizce birbirlerine baktılar uzun bir süre.Maximillen'ın sert bakışlarına çok uzun süre karşılık veremeyen Falenas,ilgilenmiyormuş gibi yapıp kafasını çevirdi.
Gergin geçen kahvaltıdan sonra arkadaşları ve kendi adına izin isteyen Maximillen onu takip etmelerini söyledi.Saraydan çıktıktan sonra yine Berilyan'ın güzellikle dolup taşan;ama göz yoran kusursuz caddelerindeydiler.Etraflarında kızıl saçlarıyla elfler onları selamlıyor,hatırlarını soruyordu.Marryn biliyorduki,her yanlarından geçen hemen arkalarından onları çekiştirmeye başlıyordu.Yuvarlak pencereli renkli evlerin arasından geçtiler.Kokularıyla etrafı çevreleyen bahçeleriyle her yer bir ev doluydu.Bu huzur ve güzelliğin hüküm sürdüğü yerde fazlasıyla ciddi ve taviz vermez adımlarla ilerleyen üç insan,en sonunda yerleşim yerinden uzaklaştılar."Daha gelmedik mi?"dedi Marryn."Hayır,henüz değil."dedi Maximillen.Bir süre daha yürüdüler.Yol 1 saat sürmüştü ve onlar bu kısa dialog dışında hiç konuşmamışlardı.En sonunda gidecekleri yere vardılar.Ağaçların spiraller oluşturarak birbirine dolandığı koruluk,mis kokulu çiçkleriyle eşsiz gibi görünüyordu.Ama,tam merkezine ulaştıklarında ordaki ağaçlar normal halinde,düz ve sıradandı.Marryn sırıttı."O kadar da mükemmel değiller"dedi,orta kısımda bozulan büyüye bakarak.Solindas'ta onun gini etrafı inceliyordu o an.Burdaki büyü çözülmüştü;ama onlar gelip yenilememişti.Duruma şaşırdı;ama üzerinde çok düşünmedi.
Maximillen onlara oturmalarını rica etti.Yere oturan üç insan artık görüşmeleri için hazırdı.Maximillen'ın konuşmasını bekleyen iki kadın derin bir sessizlik içinde ona baktı.Derin bir nefes alan adam,uykusuz geçirdiği tüm gecesi boyunca düşündüklerini anlatmaya başladı."Ben artık burda yeterince zaman kaybettiğimizi düşünüyorum.Açıkçası beklediğimden daha umursamaz davranıyorlar bize karşı.Artık,ağırlığımızı koyup geliş amacımızı açıklamalı ve en kısa zamanda bu konu hakkında temaslarımıza devam etmeliyiz."Marryn ve Solindas onu onaylayarak kafalarını salladılar."Benimle aynı fikirde olmazından mutluluk duydum!Ben,bugün kralla bir görüşme ayarlamayı düşünüyorum.Bize verilecek saatte gidip Kral Gerathros'la görüşmemizi yapıp,planlarımızı anlatmalıyız.Bu işi ne kadar çabuk bitirip Nihelyan'a geçersek bizim için o kadar iyi olur."Marryn konuştu o sırada,"Ama,Lord Maximillen,görünen o ki Şehrimize yapılan saldırıdan haberdar değiller.Sizce bu çok garip değil mi?"Maximillen ciddiyetle yanıtladı."Bunu bende çok düşündüm lady Marryn;ancak duymamış gibi görünmelerine rağmen duymamaları için bir neden yok.Yine de onları yalancılıkla suçladığımızı düşünürler diye bu konuyu hiç duymamışlar gibi anlatmayı öneriyorum."."Bu çok akıllıca olur"dedi Solindas."Evet Soli'ye katılıyorum.Bence de en iyisi bu.Ama,yinede garip."Kadının şüpheciliğinden hoşlanan Maixmillen bunu hiç belli etmeden devam etti sözlerine."Bayanlar!Nihelyan bizim için burdaki kadar istenmeyen konumunda geçmeyecektir;ama sonuçta onlarda elf ve bize yaşatacakları zorluklar var.Ancak,lady Spellwind için daha zor geçecek.Orası da savaşçıları ve en önemlisi silah zannatkarlarıyla ünlü olduğu için bu defa da büyücüler pek hoş karşılanmıyor."Solindas tatlı tatlı gülümsedi"Ben buna alışığım siz merka etmeyin".Marryn'a baktı bu sırada.Marryn'da muzipçe ona güldü."Ne de olsa bu ikimiz içinde ilk olmadı"dedi arkadaşına eşlik ederek.Maximillen aynı ciddiyetle sürdürdü sözlerini."Asıl sorun Exelyan.Berilyan ve Nihelyan'dan sadece sözlü destek alabiliriz.Bu yüzden çok fazla beklentimiz yok.Ana hedef Exelyan.Elf ülkelerinin başı o.Gerçek zorluğu işte tam o nokta da yaşayacağız.Bize inanmayı bırakın içeri alırlar mı o bile belli değil.2 sene önce göderdiğimiz görüşme tarihi için kısa bir cevaptan başka bir şey söylemediler.Eğer Exelyan evet derse Nihelyan ve Berilyan'da otomatik olarak kabul etmiş demektir."Durumun ciddiyetini kafasında ölçen Marryn,Exelyan'a hiç gitmemesine rağmen,ordaki elflerin yıllar boyu insanlarla müttefik olup olmama konusundaki durumunu iyi biliyordu.Exelyan çok zor bir hedefti ve açıkçası çok da umutlu değildi.Maximillen'a baktı.Görünen o ki o da bundan çok umutlu değili;ama o işini yapıyordu yinede."Lord Maximillen,yüce efendimiz Leonard Guradnrose'dan başka bir haber alamadık.Bu beni endişelendiriyor.Sizce neden?"."Aynı endişeyi paylaşıyoruz.Ama,bende bilmiyorum neden.Yine de içimden bir his yakın zamanda bir haber alacağımızı söylüyor."Solindas fikrini belirtti."Belkide Berilyan'dan çıkmamızı bekliyorlardır."."Bu çok olası lady Spellwind."Solindas tekrar düşünüyordu ki izlendiklerini hissetti.Marryn'a hızlı bir bakış atan Solindas,yüzündeki gerginlikle etrafa gözgezdirdi hemen.Marryn durumu anlamıştı.Lanet etti fısıldayarak ve Maximillen'ın yanına oturarak kulağına durumu fısıldadı.Maximillen'da hayli gerginleşmişti.Sinirden yüzü kızarmaya başlamıştı.Bunu Falenas'ın adamlarının yaptığı hissine kapıldı ve içinden küfür etti.Solindas onlara yaklaşmalarını işaret etti.Maxmillen hala daha içinden sayıp sövüyordu.Marryn onu hiç bu kadar sinirli görmemişti.
Solindas gözlerini kapatarak konsantre oldu.Elerini,avuç içleri birbirine dönük halde tutaraka büyülü sözlere yoğunlaştı.Avuçlarının arasında her sözle giderek büyüyen bir ışık küresi oluştu.Büyünün enerjisi kadının saçlarını hafifçe savurdu.O an o kadar sade ve o kadar duru görünüyordu ki,bir gören olsa sırf onu izlemek için büyüsünü dinlerdi.Solindas büyük bir ciddiyetle gözlerini açtı ve elindeki ışıktan küreyi havaya doğru bıraktı.Küre büyüdü,büyüdü...En sonunda hepsini kapsar hale geldi ve ışıltısını kaybederek şefaf bir hal aldı.Maximillen ve Marryn kürenin gittiğini sandı;ama küre ordaydı,sadece görünmez olmuştu."Artık istediğiniz gibi konuşabilirsiniz.Kimse bizi duyamaz."dedi Solindas rahatlamış bir ses tonuyla.Marryn rahatlayarak bir oh çekti.Ama,Maximillen hala daha çok gergindi.Ayağa kalktı ve kadınları selmaladı."Nereye gidiyorsunuz!"dedi Marryn acelyle."Bizi izleyeni bulmaya!"dedi adam,kadına yansıtmak istemediği siniriyle."Ama,o zaman biz de gelelim.Böyle yalnız gitmeyin."Maximillen omzunu üzerinden kadına baktı."Hayır...Bu bizim aramızda ve bunu erkek erkeğe çözeceğiz!"dedi ve oradan uzaklaştı."Erkek erkeğe çözeceklermiş..Nesi var bu adamın?"Marryn'ın sorusuna karşılık Solindas sadece bilmiyorum diyebildi.
Ortam konuşmak için çok müsaitti ve Solindas dün geceyi anlatmaya karar verdi.O tam szöerline başlayacaktı ki,Marryn'ın şüpheci bakışlarıyla karşılaştı."Miliva gitmiş.Büyücüler toplantısına...Çok garip değil mi Soli?Sen neden burdasın?"Solindas yüzünde hoşnut bir gülümsemeyle arkadaşına baktı."Çok kolay ve çabuk anlıyorsun Mary...Bana bu soruyu soracağını tahmin etmeliydim."Marryn biraz daha düşündü."Bunun seninle bir bağlantısı var...değil mi?"."Her zaman olayları çözmede bir adım öndeydin kardeşim...Haklısın,sana anlatmama gereken bir şey var..."Böylece Solindas bütün olayı anlattı.Marryn sinirle ayağa fırladı"Ne!O bir kara büyücümüymüş!Onu ilk gördüğümde yüzünden belliydi bu!O salak gülümsemesinde yatan gerçeği ne kadar saklayabilirdiki zaten!"Solindas da ayağa kalktı ve Marryn'ı kollarından yakalayarak sakinleştirdi"Bu kadar sinirlenme.Bak ben iyiyim ve o cezasını buldu."Marryn Solindasa büyük bir gururla baktı.Onunla göğsü kabarmıştı.Solindas çok güçlenmişti ve yaptığı şeyi çok takdir ediyordu."Sen iyi bir büyücüsün Soli...Gücün ve yeteneğinle ne kadar gurur duyup övsem az."dedi kadın.Solindas arkadaşının bu övgüleriyle utanmıştı.Yanakları kızardı istemeden."teşekkür ederim.."diyebildi sadece.Marryn bir kahkaha atıp büyücüye sarıldı"Sen de herzaman bu kadar utangaçtın"dedi onu sıkıca kendine bastırarak.Ardından Marryn'ın espirileryile yeniden saraya doğru yola çıktılar.
Maximillen etrafta Falenas'ı arıyordu;ama ondan bir iz yoktu.Saklanma konusunda elflerle yarışamazdı;ama onun yapabileceği daha büyük şeyler vardı.Onu aramaktan vazgeçti.Biliyorduki,elf onun karşısına kendi isteğiyle gelecekti ve o zaman hesaplaşmalarını yapabilecekti.Saraya girdi şövalye.Kralın huzuruna çıkmak istediğini söyledi.Kralın huzuruna çıkan adam,kralla yapmak istedikleri görüşmeyi anlattı.Kral Gerathros büyük bir gülümsemeyle bundan memnun olacağını söyledi ve hemen öğlene bir toplantı hazırlamak için herkese haber yolladı.Teşekkür ve saygılarını sunan Maximillen tam kapıdan çıktığında içeri girmek için kapıda bekleyen Falenas'la karşılaştı.Geniş omuzlrı ve ciddi durşuyla burun buruna gelen elfin onu orda beklemediği açıktı."Lord Falenas,bizi izlediğinizi Kral Gerathros'a rapor vermeye mi geldiniz?"dedi iğneleyen oldukça ciddi bir sesle."Ne dediğinizi anlamadım Lord Maximillen.Sizi rahatsız eden bir şey mi var?"dedi anlamamış bir ifade takınmaya çalışarak.Ama,Maximillen yaptığı iğnelemeyle elfi köşeye sıkıştırdığını farketmişti."Kusura bakmayın,benim hatam."dedi aynı ciddiyetle ve uzaklaştı.Maximillen,artık onu izleyenlerin kim olduğundan emin olmuştu.Marryn ve Solindas'a söylediği gibi bunu erkek erkeğe halledeceklerdi.




2 yorumunu belirten:
maximillian'ı zaten çok seviyordum fakat artık daha bir beğenir oldum.fiziki olarak ta çok hoş bir erkek :) tam bir şövalye kendisi!hikaye çok güzel olmuş.ayrıca akıcı...solindas-marryn ikilisi yine formunda :) gözleriyle anlaşmalarına bayılıyorum.maximillian'ın şu erkek erkeğe lafına bayıldım :) solindasın yaptığı büyüde çok karizatikti gerçekten.marryn'ın solindas'a olan övgüsü de gerçekten çok hoş olmuş.daha sonra soli'nin kızarması çok tatlı olmuş.
bide maximillian pek bi centilmen olmuş çok hoşuma gitti...gittikçe daha akıcı oluyor.keşke hazal hep böyle uzun yazsa :) hoşçakalın.
yeni hikayedeki maximillian'ı çok beğendiğimi ve takdir ettiğimi belirtmek isterim.maximillian önceden kendini pek belli etmemişti fakat artık onun yeni halini görmeye başlıyoruz sanırım.ne kadar güçlü bir karakter olduğu ortaya çıkıyor.aslında ben bunu tahmin etmiştim.maximillian benim buradaki favori karakterim.melek hanımın söylediğinede katıldım.solindasın büyüsü çok güzel olmuş.büyü sahnelerini ilgiyle okuyorum.
bu arada size bir haberim var.bu blogdan geçen gün bir arkadaşıma bahsettim ve içeriini anlattım.ok ilgisini çekti.sanırım artık oda okuyacak bloğu.ben yorum yazması konusunda cesaretlendirdim fakat kendisi biraz utangaç olduğundan yorum yazmaya pek niyetli değildi.bakalım artık umarım yazar.herkese iyi aksamlar.
Yorum Gönder