Not:Bu yazı "Kararlaştırma"nın devamıdır.Kral Gerathros herkesi yapılacak toplantı için davet etmişti.Maximillian'ın isteği üzerine,insan dostlarımızın ricası,adı altında bir toplantı yapılacağu haber verilmişti.Marryn ve Solindas durumun kabul edilmesinden hayli mutluydu;ancak Maximillan sadece susmakla yetiniyordu.Bu öğlen büyük bir gündü.Atacakları adımları belirleyecekleri ilk toplantı...Bunun gibi daha iki toplantı vardı önlerinde.En önemlisi olan Exelyan ise iki değil beş toplantıya bedeldi onun için.
Elfler konuşmalar için hazırlanırken,hizmetkarlar koşuşturma içinde salonu hazırlarken,Marryn ve Maximillan ilk defa birlikte yapacakları konuşma için aralarında durum değerlendirmesi yapıyordu.Solindas onları dikkatle dinliyordu bu arada.Marryn'ın farkettiği üzere Maximillan ona hiçte eskisi gibi davranmıyordu."İş yüzünden olsa gerek"diye düşündü.O an olmaları gerektiği gibi bir ekipti üçüde.Uyumlu ve dikkatli.Maximillan,olayları teker teker sıraya koyarken,Marryn'da olayları kısa kısa özetliyordu Solindas'a.Herkes için gergin bir gündü.Saatin akrep ve yelkovanı birbirini kovalarken,insan ve elf gruplar ciddileşme anının gelip çatmasını biraz tedirginlik ve biraz da sorgulayarak bekliyorlardı.
Berilyan'ı ciddiyete davet etmişti Maximillan;Marryn gülerek ona öyle diyordu.Maximillan gülmese de bu söz hoşuna gitmişti.Onun isteği üzerine biraz olsun görevlerine daha uygun birer hal alıyorlardı o öğlen.
Son konuşma tekrarları yapıldı,Marryn Solindas'a son kez olayların özetlerini anlattı,Maximillan hazırlanmak için odasına gitti ve iki kadın durum değerlendirmesi yaparak daha uygun bir şeyler aradı...
Vakit geldiğinde,misafirlerin kaldığı kanatta üç insan başları dik bir biçimde yürüyordu.Koridorda onlardan başka kimse yoktu o an.Solindas,saçlarını gümüş bir tokayla topuz yapmış,sakin bir yürüyüşle ilerliyordu Marryn'ın kolunda.Yani herzamanki gibi...Marryn gümüş zırhını iyice parlatmıştı ve binici zırhı içinde göze çarpar bir hali vardı.Pelerinini Solindas'la uyumlu olmak için gümüş iki tokayla zırha tuturmuştu ve kolunda dostuyla kararlı adımlarla yürüyordu.Ancak,bir gözü arada bir Maximillan'a gidiyordu.Adamın garip tavırlarını kontrol etme ihtiyacı duyuyordu nedense.Maximillan ise o gün başlı başına değişmişti sanki.Toplantıya değil savaşa gider gibiydi.Olacakları biliyordu ve olayın sonunda bir zamanlar Marryn'ın yaptığından daha büyük bir şeyle çıkacağını da biliyordu...Kendini iyi tanıdığı kadar,öngörüsü de gelişmiş bir insandı.Koyu kırmızı bir pelerin savruluyordu arkasında.Yanında yürüyen kadınlara hiç bakmıyordu.Kafasında uçuşan düşünceler vardı o an.Çatılmış kaşlarıyla sadece ileri bakıyordu.Aslında yürüdükleri koridoru bile görmüyordu o an.Sürekli olacaklara yoğunlaşmış bir halde planlara gömülüydü.
Koyu kırmızı pelerinin üzerine dökülen,kalın telli,dalgalı saçları tıpkı pelerini gibi savruluoyrdu yavaş yavaş.O da Marryn gibi zırhını iyic parlatmıştı;ancak onun zırhı Marryn'dan farklıydı.Her yeri tamamen ışıl ışıldı ve bu ciddi duruşuyla ışıktan yaratılmış bir havası vardı.Marryn onu kontrol ederken bu koyu kırmızı pelerinin koyu renk saçlarıyla ne kadar hoş durduğunu düşündü bir an.Ama,sonra Maximillan'ın oan karşı en başlardaki hoş olmayan davranışları geldi aklına ve sinirle kafasını çevirdi.Maximillan bunların farkında değildi tabii.Sadece yürüyordu.Beyni onu yürümeye programlamıştı sanki;ama aslında içinde birçok şeyi hallediyordu.
Üç insan toplantı odasının oymalı kapısına geldiler.Solindas derin bir iç çekti.Kapıdan büyü sızıyordu."Bu büyüde bir bozukluk var...Neden düzeltmiyorlar?"Böyle bir hata gözden kaçamazdı.Marryn'ın neşesi birden yerine geldi."Miliva artık burda yok Soli!Bu tarz şeyleri o yapardı."dedi Maximillan' belli etmeden Solindas'a muzipçe gözkırparak.Solindas'da Marryn'a gülümsedi.Aralarındaki küçük sırla eğlendi iki kadın bir anlığına.Kapı oldukça güzledi;burdaki her şey gibi...Yaprak motifleri oyulmuş ve kök boyalarıyla boyanmıştı her biri.Altın tozu serpilmişti bazılarının üzerlerine.Yaparkların her biri bir uzantıyla diğerini takip ediyordu.Karışık;ama ahenkli bir bağ oluşturuyolardı ve bunun bir anlamı vardı.Maximillan'ın siniri burnuna gelmişti.Şimdi bir bulmaca için zamanları yoktu.İçinden delice bir his kapıyı kırıp girmek istedi;ama sonra,böyle kontrolsüz bir düşüncenin nasıl aklına getirdiğini sorgulayıp kendini azarladı."Bu bir büyü değil bir bulmaca!"dedi Solindas hayretler içinde.Her şey büyü olunca,farklılıklar herzaman şaşırtıcı olurdu.Büyü yapmak için hazırlanan Solindas içinse bu hayli ilginç olmuştu."Lütfen şu kapıyı açalım artık."dedi Maximillan,başarılı bir kendine hakim oluşla.Marryn kapıya yaklaştı ve inceledi.Ardından yüzünde kendinden emin bir gülümsemeyle arkasına döndü"Merak etmeyin ben hallederim."Elini en üstteki yaprağa uzatmaya çalıştı;ancak parmak uçlarında ancak yetişiyordu"Lord Maximillan lütfen bana yardım edin"dedi bulmacaya konsantre olarak.Adam kadının yanına geldi."Burda bir bulmaca yoktu önceden."dedi Maximillan kapıyı inceleyerek."Evet.Ben de en son geldiğimde böyle bir şey yoktu burda."Marryn ve Maximillan'ın arasındaki konuşmayı dinleyen Solindas da kapıya yaklaştı."O zaman bunu bizim için yaptılar."dedi diğerleri gibi düşünceli bir tonda.Sonra olayı anlayarak devam etti."Bunu birlikte yapacağız sanırım."
Marryn Solindas'a baktı bir süre.Büyücü haklıydı.Altın tozlu yaprakların boyları tam da onların boylarına göreydi.Onun ilk uzandığı Maximillan'ınkiydi demek."Solindas haklı!Bu yaldızlı olanlardan üç tane var ve biz üç kişiyiz.Yaprakların uzantılarını takip edersek kapıyı açan mekanizmaya ulaşacağımıza inanıyorum."Büyücü ve Maximillan bakıştı.İkisine de mantıklı gelmişti bu."Aynı anda başlayalım o zaman."dedi erkek şövalye.Hepsi kendi boyuna yakın olan iri yaprağın önünde durdu.Elerini yaprakların üstüne koydular."İşaretimle başlıyoruz."dedi adam ve şimdi diyen sesiyle herkes yolu takip etti.Solindas'ınkinde birçok kıvrım vardı.Her gidişte bir spiral ya da dalgalanma vardı;ama çok da hoştu.Nedense bazı bölümler kalbine dokunuyodu sanki.Acıtıyor ya da gülümsetiyordu.Marryn'ınki ise keskin dönüşlü ve bazı yerlerde kafa karıştırmaya yönelik karışıklıklarla ilerliyordu;ama kadın yolunu hiç şaşırmadı.Kararlılık,inatlaşma ve acı...Ama,bazı yerlerinde kahkaha atmak istiyordu.Büyücü ve kadın şövalyenin yolları sürekli kesişiyor ve çok yakın ilerliyordu.Maximillan'ınki ise bir süre düz bir çizgi olarak ilerlemişti.Kusursuz ve pürüzsüz.Sonra bir anda aşağı doğru keskin birdüşüş oldu.İçin çok kötü burkuldu ve tanıdık bir acı canlandı.Yollu bir anda karmakarışık bir hal aldı.Kadınlardan çok uzaklarada seyretti uzun bir süre.Kafası karışmış,kalbine bir acı oturmuştu;hatta bir ara yeniden savaşta gibi oldu.Hava kan kokuyordu...Gidişatı hiç anlamıyordu,Sürekli bir yerlere sapıyor ya da garip şekiller çiziyordu.Hiç anlam veremdiği...tıpkı hayatı gibi...Maximillan bir an dönüp büyücü ve biniciye baktı.Yüzleri sürekli değişik duygu ifadeleriyle değişiyordu.Durumu anlamaya başlamıştı.Ama,elini hiç kaldırmadan yoluna devam ediyordu aynı hızla.Sonra...birden yol düzleşmeye başladı.Yavaş yavaş aşağı kadınların yoluna yaklaşıyordu.Sonra çok estetik bir şekil çizdi.Giderek büyüyen...ve bitişe geldi.
Bir anda üçü de bir uykudan uyandı adeta.Gözlerini kırpıştırıp birbirlerine bakan üç insan birden artık ilerlemeyen ellerine baktı.Elleri yukarıda bir yerde kesişmişti ve şu an üst üste duruyordu.Bir süre öylece kaldılar.Bir anda şimşek gibi bir ses beyinlerinde çaktı"Bu çizgiler sizlerin hayatıydı!Bundan sonrasını siz çizeceksiniz..."Hepsi kararlılıkla birleşmiş ellerine baktı ve ardından bbirbirlerine.Kimse ne duyduğunu diğerine söylemedi.Herkes kendi yolunu düşürüyor,hayatında bir anla bağlantı kuruyordu.Maximillan bitim noktasındaki daireye var gücüyle bastırdı ve kapının kilitleri açıldı.Bu bir elf oyunu değildi...hayır!Bu çok ama çok daha büyük bir gücün onlara gösterdiği bir şeydi.kapı yavaş yavaş açılırken,yolları kesişen üç insan kapıda kararlılık ve gururla duruyordu.Onları gören elfler itiraf edemedikleri halde oldukça etkilenmişlerdi.Gerçekten çok karizmatiktiler o an.Başları dik ve ilk defa gerçek bir takımdılar!Detaylar için sonra kafa yoracaklardı;ancak şimdi hazırlandıkları konuşmayı sunma vaktiydi.
Kral Gerathros ve diğerlerinin bakışlarını üzerinde taşıyarak yürüdü üç insan.Kimseyle göz teması kurmadan sadece önlerine bakarak ilerlediler.Herkesi aynı anda selamlayarak,onlara ayrılan yerlere oturdular.
"Ah!Gelebildiniz sonunda insan dostlarım!Başlamak için sizleri bekliyorduk."dedi kral sevecen bir sesle.Marryn kralın yanında duran genç bir elfe baktı.Ayakta,tahtın hemen bitişiğinde duran genç elf onlara oldukça merkla bakıyordu.Marryn'la gözgöze gelince muzipçe gülerek kadına el salladı.Kadın bundan hiçbir şey anlamamıştı ve şaşırmış bir halde genç elfi inceledi bir süre.Sonra kafasını çevirdi bu anlamasız genci takmayarak.
"Bizi beklediğiniz için teşekkür ederiz herkese.Buyrun başlayalım izlinizle."dedi Maximillian her zamankinden daha ciddi bir tonda.Maximillan o gün normalden çok daha ciddiydi.Siniri burnundaydı birazda;bu yüzden herkes onun değişikliğini çok rahatça fark ediyordu.Adam olacakları tahmin ediyordu;ama en çok Falenas'ın ne yapıp da ortalığı karıştıracağını merak ediyordu.
Evsahibi olan elfler başladı konuşmaya.Birçok devlet adamının konuşması dinlendi önce.İnsanlarla olan geçmişlerine değindi her biri kısa kısa.Solindas arryn'a bakıp onaylamazca güldü.Bu elflerin hepsi daha onları dinlemeden reddetmeye meyilliydi her kelimelerinde.Elflerin genel kaynak ve bildirimleri bittikten sonra sıra insanlara geldi.Bütün salon ciddileşti o an.Gözgöze gelip hafifçe kafa sallayan Marryn ve Maximillian sıranın onlara gelmesiyle artık asıl noktaya geldiklerinin farkındaydılar.Durumu açıklamak konusunu Maximillian üstlenmişti.Marryn bazı yerlerde müdahele edecekti gerekirse.Maximillian kalkarken Solindas'a da baktı onayını almak için.Solindas sakin bir şekilde kafasını salladı Marryn gibi.İki kadın yanyana oturmuş,ciddiyet ve beklentiyle adamın konuşmasını bekliyorlardı.Marryn'ın çatık kaşları ve Solindas'ın ciddiyet içindeki sessziliğinden güç aldı Maximillian,her ne kadar o da buna şaşırsa da..."Sanırım onlara alışıyorum..."dedi içinden gülerek.
Şövalye konuşmasını yapmak için öne çıktı.Her elfin bakışları ona kilitlenmişti.Ağzından çıkıcak her kelime için sabırsızdılar.Derin bir nefes alan adam durumu anlatmaya başladı salondaki herkese."Sizleri selamlıyorum öncelikle.Bizi dinlemeyi kabul ettiğiniz için önce Kral Gerathros'a ve ardından beni dinleyecek olan sizlere diğer arkadaşlarım"burda eliyle iki kadını gösterdi nazikçe"ve kendim adıma teşşekür ederim."dedi.Maximillan oldukça nazik bir giriş yapmıştı;ancak sözlerinin devamı o kadar nazik olmayacaktı.Kaşlarını çattı.Olayları hatırladıkça içinde bir volkanın lavları gibi kabaran bir öfke doğuyordu.Kendine hakim oldu ve bu iç çatışmasını kimseye belli etmeden,aynı ses tonuyla devam etti."Ben lafı çok fazla uzatmadan konuya girmek istiyorum.Ben,Lady Steelrider ve Lady Spellwind'le yola çıkmamızdan çok önce sizlere yazılı bir bildiride bulunmuştum bildiğiniz üzere.Ve sizlerden bize bir cevap gelmişti.5 sene öncesinden itibaren birçok araştırma ve can kaybıyla geldik bu zamana!Yollarda birçok acı ve keder kaldı;ama biz buradayız hala!Başımız dik,yenilmeden ve en önemlisi şerefimizden ödün vermeden!"Marryn oldukça gurulanmış bir gülümsemeyle Maixmillian'a gülümsedi tüm içtenliğiyle.Maximillian o an,orda devleşmişti adeta.Kelimelerini seçişi ve yaptığı vurgular çok etkileyiciydi.Marryn Solindas'a baktı yangözle.Solindas hafifçe gülümseyerk onu onayladı.İki kadın adama,göğsü kabarmış bir halde bakıyorlardı.Maximillian devam etti sözlerine;böyle sert bir çıkış beklemeyen elflerin şaşkın bakışları eşliğinde...
"Buraya gelmek kolay olmadı,hemde hiç!Şu geçen 5 sene içinde neler olduğunu tüm detaylarıyla size anlatamam;ama bilmeniz gerekenler var.Bu 5 sene boyunca bu görevin içindeydim hep.Her anını birebir yaşadım!Şunu üzüntüyle söylüyorumkiigüvende olduğumuz günler geride kaldı!Karanlık yeniden atağa geçti ve bizim bunu görmemizi engelliyorlar yıllardır!"Bu sözler salonda bomba etkisi yaratmıştı.Herkes öfkeli bir şekilde kendi arasında tartışıyor,çoğunluk bunun doğruluğunu kabul etmemekte ısrar ediyordu.Böyle bir şey olsaydı onlar bilirdi;fikirleri buydu.Maximillian,sonunda eğlence yerine başka bir şeye kafa yormalarına sevinmişti;ancak sesszilik içinde kendi aralarındaki tartışmaların bitmesini bekliyordu.Kral Gerathros tahtında hzurusuzca kıpırdandı"Lord Maximillian!Bu söyledikleriniz çok ciddi şeyler!"Maximillan kafasını evet anlamında salladı."Evet biliyorum...ama gerçekler de!Her şey artık buna işaret ediyor!Bunca yıl ya onlar bizim ya da biz onların planlarını bozaraka geçti.Herhangi bir taraf uzun süreli bir üstünlük elde edemedi;ama şimdi durum değişti!Nedenini anlamadığımız bir şekilde kendilerini açıkça göstermeye başladılar!Ve bunun en büyük kanıtı şehrimize yapılan hain saldırıdır!"dedi neredeyse elflerin önünde devasa bir sur gibi yükselerek.Herkes birden sesszileşti.Kimse bir şey demek istemiyordu;ama neden?Maximillian bu suskunluğu bozmaya karar vermişti ki;Falenas ayağa kalkarak yapılması gerekeni üstlendi halkı adına."Şehrinize olan saldırıdan haberdarız Lord Maximillian.Ama,bunu kimin yaptığına dair kanıtınız var mı?"Bu söz üç insan arasında karmaşaya nedne olmuştu.Marryn az daha ayağa fırlıyorduki Solindas var gücüyle kadının koluna asılarak kalkmasını engelledi.İki kadın sinirden deliye dönmüş halde bütün salonu gözden geçiriyordu."Bu olamaz Maryn!Haberdarlardı;ama hiçbir şey yapmadılar!"Marryn kocaman açılmış,öfkeli gözlerle etrafı taradı.Beyninden vurulmuşa dönmüştü o an."Bu bir yalan!Yalan!"dedi sessiz bir haykırışla.Solindas Marryn'a sarıldı büyük bir acıyla.Orda ölen o kadar insan vardı ya da esri düşen.İnsanlar orda acı içinde belirsiz sonlarına terk edilmişti müttefikleri denilen bu elfler tarafından.Her şey çok açıktı.Solindas hızla durumu düşündü.Marryn'ın anlattığı üzere Exelyan diğer elf ülkeleriyle sürekli temas halindeydi.Eğer biri biliyorsa hepsi biliyor demekti!Her şey çok farklı olabilirdi;ama yardıma gelmemişlerdi.Solindas Marryn'ı sıkı sıkı kendine bastırarak öfkeyle sövdü içinden.Buraya kadar bunu duymak için mi gelmişlerdi?
Marryn kendini Solindas'ın ellerinden kurtardı.Çok ama çok sinirliydi ve yatıştırılmak istemiyordu."Yapma Mary..."dedi Solindas üzgün bir sesle.Marryn hiçbir şey demedi.O an kalkıp salondan gitmek istiyordu sadece.Ölen isanları ve arkasında bıraktıkları acılı aileleri düşündü bir an.Feryatlarını,ağlayışlarını ve acılarını...Bunlar sadece oturuyordu.İşte bu yüzden hiçbir zaman elflerle iyi geçinememişti.Bir şey yapmayacaktı ama.Sözü Maximillian'a bırakmak en doğruysuydu."Merak etme...Maximillan'a bırakacağım her şeyi..."dedi zor duyulan öfkeli bir fısıldayışla.Solindas tamam anlamında kafasını salladı."En doğrusu bu.Bu konularda o bizden daha tecrübeli.Bize saygı gösteriyor,biz de ona saygı göstermeliyiz."dedi.Marryn sadee başını salladı."Marryn...Neler düşündüğünü biliyorum ve inan sana hak veriyorum.Her daim o savaşlardaydın ve böyle olmasını kimse istemedi;ama şunu da biliyorumki..."Marryn tam bu nokta da sözünü kesti"Her gecenin ardından bir güneş doğar!"dedi.Solindas şefkatle gülümsedi."Evet...Bu abinin sözüydü ve emin ol çok doğru."Marryn gözlerini Maximillian'ın üzerine kilitledi.Ne yapacağını çok merka ediyordu o an.Solindas ise Tiran'ı düşündü.Şimdi orda olup o elflere yapacaklarını düşündü ve ilk defa bunu onayladı.Çok sinirlenmişti o da.Tiran gibi sertliğiyle korku salan birinin onlara sıkı bir ders vermesini diledi.Susucaklardı iki kadın;ama içlerinde kopan fırtınayı kimse dinidremeyecekti.Solindas Marryn'la gittiği savaşları düşündü bir an.Omuz omuza savaştıkları güzel günleri...Çok şey başarmışlardı;ama biliyorduki daha fazlasını da başaracaklardı.
Büyücü ve kadın şövalye bunları yaşarken Maximillian duruma hiç şaşırmamış ve yüzünde en ufak bir değişiklik olmamıştı.Kollarını göğsünde kavuşturmuş olarak sadece bekledi...Elfler onun bu soğukkanlılığına oldukça şaşırmıştı;ancak korkmuşlardı da.Maximillian bir ara Solindas ve Marryn'a baktı.Ayağa kalkmak için hamle yapan Marryn'ı yakalayan Solindas'a minnetardı.Bunu kendi halledecekti.Bu anı bekliyordu.İçinden durmadan küfretse de dışarıya bir şey yansıtmamıştı;ama bu açıkça bir fırtına öncesi sessiliğiydi.
"Evet...Bunu bekliyordum beyler"burda durup iki bayana baktı"ve hanımlar."dedi."Şimdi size bir hikaye anlatacağım.Bundan 5 sne önce yola çıkan ben ve adamlarımın neler yaşadığını biliyorsunuz değil mi?Kara büyü dahil her türlü pisliğe maruz kalmıştık...Üzerime siyah bir ejderha ateşini kustu ve eriyen zırhım dışında bana hiçbir şey olmadı.İnsanlar peşlerindekinin ne olduğunu bilmeden ilerledi bunca zaman ve çoğu öldü...Peki onlar neydi?Dikkatinizi çekerim kimdi demiyorum!Neydi!Bunu bir şekilde öğrendim!"dedi Solindas sayesinde,Leonard'la yaptığı Marryn'ın geçmişindeki görüntüyü düşünerek."Onlar insan değil!Ve giderek güçleniyorlar!Siz burda oturmuş uzaktan düşen şehirleri izlerken ben bunu bizzat yaşadım!"Salonda soğuk rüzgarlar esiyordu o an.Herkes gergin ve öfkeli bir yüz ifadesine bürünmüştü."Burda çok şey dönüyor!Biz burda konuşurken bile onlar dışarıda güçleniyor!Buraya sizi birlik olmaya davet etmiştim;ama siz naaptınız!Herzamanki gibi seyirci kaldınız!Benim bu hayatta ödün vermeyeceğim bazı ilkelerim var!Şerefim ve onurumdan tek bir parça ödün vermem!Bizi burda çiğnettirmeyeceğim!Biz bu pisliği cehennemin dibine geri yollayacağız ve siz yine seyirci kalacaksınız!Şunu asla unutmayın bigün bize muhtaç olacaksınız!"dedi va iki kadına baktı.Gideceklerini anlayan Solindas ve Marryn kapıya doğru hızla yürümeye başladılar.Falneas ayağa fırladı"Olduğunuz yerde kalın!Böyle bir terbiyesizliğe gözyumacak değiliz!"Salonda bir uğultu koptu.herkes Falenas'a destek oluyordu."Siz insaların kendinibilmezlikleri çok oldu!Şu kadının bize olan saygısızlığını sizin gibi saygın birinin sürdürmesi ne kadar acı Lord Maximillian!Ve tabii o arkadaşınıda unutmamak gerek!İkisi birden kimbilir sizin arkanızdan neler çeviriyorlardır!Ama,bunlardan haberiniz yok tabii!Ben bunları duydum!"dedi eliyle tiksinircesine iki kadını göstererek.Marryn ve Solindas dehşete düşmüştü.Bütün bir salon birden Falenas'a katılmış onları suçluyordu.Kendilerini savunmak için söze başlayacaklarken Maximillian durumu ele aldı."Sonun itiraf ettiniz Lord Falenas!Casusuluk yaptığınızı kendi ağzınızla söylediniz!"dedi kendinden emin bir gülümsemeyle."Kral söze girdi o anda"Elinizde kanıt yok!İnsanlarımı bu şekilde suçlayamazsınız!"Maximillian bunu reddetti"Hayır var!Kanıtlarım buraya ilk geldiğim günden beri var!"Sonra Falenas'a döndü bir hışımla"Kıskançlığının sonucu olarak benimle birlikte olan bu insanları suçlayarak kimin daha küçük durumda olduğunu siz kendiniz gözler önüne serdiniz!Onlara laf söylettirecek değilim!Özürdileyin!"dedi salonda adeta kükreyrek.Maximillian'ın bu sert çıkışıyla bütün salon sustu."Hayır!Asla özürdileme!Ayrıca beni casus olarak suçlamanızı size ödeteceğim!"Maximillian yumruklarını sıktı"O zaman onların konuşmlaraını nasıl öğrendiniz?"Bütün salon bir sessziliğe bürünerek Falenas'a bakmaya başladı.Herkes bu soruyu çok mantıklı bulmuştu.Falenas öfkeyle dudağını ısırdı.Verecek bir cevap vermiyordu."Çok şüpheliydiler!Başka çarem yoktu!"dedi kendini savunarak.Çok az kişi buna inandı;ama olay bunula kalmayacaktı.Maximillian hala daha yumruklarını sıkıyordu.Beklediği an gelmişti."Bize karşı olan saçmalıklarınızdan ötürü sizi düelloya davet ediyorum!"diye kükredi.Falneas hiç düşünmeden kabul etti."Kaçacak değilim!"dedi gösterişli bir biçimde.Solindas Marryn'a döndü"Bizde katılmalıyız!Bizim adımıza savaşmasına izin veremeyiz!"."Haklısın!Bu bizimde savaşımız!".Marryn bir adım öne çıktı."Bir dakka!Bu bize yapılan bir hakaret ve biz de bu düellloya dahiliz!".Falenas umursamazca konuştu"Tamam!Siz de gelin bakalım!"dedi.Maximillian ise bu durumu kabul etmeye hiç niyetli değildi"Hayır!"Ardından Falenas'a öldürücü bir bakış attı."Biz bunu erkek erkeğe çözeceğiz!"dedi.Marryn inatla itiraz etmeye başlamıştı ki Maxmillian elini kaldırarak kadını susturdu."Bu konuda anlaşmıştı Lady Marryn."Marryn bu konuda ikna olmaya niyetli değildi."Bizi zayıf konumuna düşürüyorsunuz!Kendimizi savunamayacak gibi bir halimiz mi var!".Maximillian derin bir iç çekti."Konu bu değil...Ama,tekrardan hatırlatıyorum ki,bu konuda anlaşmıştık!"dedi.Solindas Marryn'ın yanına geldi"Bunu yapmak zorunda değilisiniz Lord Maximillian.Hepimiz biliyoruzki,bize karşı olan aşırı kıskançlığı bu adamı kör etmiş.Bu yüzden saçma iftiralarla bizi suçlayarak kendini yüceltmeye çalışıyor."Maximillian kadına hakverdi."Doğru söylüyorsunuz;ama olay göründüğünden daha farklı".Marryn Maximillian'a baktı uzunca bir süre."Falenas...O gerçekten bir casus..."dedi fısıltıyla.Solindas sorarcasına adama baktı.Maximillian evet anlamında kafasını salladı."Tamam o zaman Lord Maximillian.İçim her ne kadar hiç rahat etmese de,durumu size bırakcağım..."dedi kadın şövalye.
Elfler,insanların kendi aralarındaki fısıldaşmalarını izliyordu sessizce.Pek bir şey duyamıyorlardı;bu yüzden sonucu emrkala beklediler."Biz kararımızı verdik!Bu düello benim ve Lord Falenas arasında olacak.Bir itirazınız varsa sizleri dinliyoruz."diye ilan etti Maximillian.Kral Gerathros yeni bir sözlü saldırıya başlamak üzere olan Falenas'ı öfkeyle susturdu."Bakın Lord Maximillian!Eğer siz kazanırsanız en güvendiğim adamlarımdan birini nasıl böyle suçladığınızı hepimiz dinleyeceğiz;ama o kazanırsa hepiniz o anda eşyalarınızı toplayıp burdan gideceksiniz!Ve bir daha da bu topraklara adım atmayacaksınız!"Maximllian hafifçe eğilerek selam verdi."Bu bizim için uygun majesteleri"."O zaman artık herkes şu salonu boşaltsın!"dedi olaylarla hayli gerilmiş kral.
Herkes aceleyle salondan çıktı.Üç insan kendilerine sessiz bir köşe buldu sarayın misafir kanadında.Solindas çatlayacak gibi ağrıyan şakaklarını ovuşturuyordu."Sanki toplantıya değil savaşa gittik!Bu derece bir rezilliği hiçbir yerde yaşamadım!"Marryn sinirle ona katıldı"Hele o Falenas!Bize karşı yaptığı suçlamalara bir anlam veremiyorum!Bir rövanş için bu kadar küçüleceğini hiç düşünmezdim!"Solindas durumu değerlendirdi."Onun asıl amacı sendin bence.Seni kızdırıp rövanşa sürüklemek istedi.Senin onu takmayışın onu deli ediyordu.Bunu hepimiz gördük."Marryn bunu onayladı."Miliva'nın gidişi içinse seni suçlamaya başladı o zaman.Sana birden saldırması çok garip çünkü."Solindas aceleyle Maximllian'ı işaret etti.Konuşa boyunca susan Maximillian'ı unutmuştu Marryn.Miliva olayını nasıl açıklaycağını düşünürken Maximillian'In onları duymadığını fark etti.Adam gözleri dalgın bir halde,düşünceleriyle sürükleniyordu.Derin bir oh çekti iki kadın.Solindas şakaklarına bastırdı yine."Bu ağrı beni mahvetmeden ben gidip dinleneceğim."dedi sıkıntıyla."Bekle,bende seninle geleyim"dedi Marryn;ama Maximillian onu kolundan yakaladı"Sizinle bir şey konuşmak istiyorum"Marryn bu durumdan hiçbir şey anlamamıştı.Solindas'la gözgöze geldi.Solindas ona bakışlarıyla git dedi ve kadın arkasına dönerek Maximillian'ın teklifini kabul etti.
Geniş bir balkona çıktılar.Berilyan bütün renkleriyle önlerinde şenlik havasında duruyordu.Hava temiz bir esintiyle iki insanın ciğerlerine dolarken onlar bir süre sustular.Ardından Maximillian sessizliği bozdu."Benim amacım sizleri küçük düşürmek değildi.Ama,anlamnız gereken şeyler var.Sizin onayınızı daha önceden almıştım.Bu konuda başka bir müdahele isyemiyorum."Marryn bu girişle biraz sinirlenmişti."Merka etmeyin!Tek kelime bile etmem!"Maximillian söze yanlış başladığını farkedip kendini azarladı"Öyle demek istemedim!Sadece bu onunla benim aramda.Sizleri dahil etmememin bir edeni var.Ancak,bunu şu an açıklayamam.Emin olmalıyım!"Marryn yumuşamıştı"O zaman Falenas'tan o kadar da emin değilsiniz?"dedi soran bakışlarla.Şövalye kafasını salladı"Evet...Ama,onunla birlikte bazı şeyler açığa çıkacaktır."dedi emin bir tonda.Marryn bir şey söylemedi.Balkondan aşağı abktı dalgın gözlerle."Tamam o zaman.Durumu size bırakıyorum..."dedi uzun bir sessizlikten sonra.Saçları önüne dökülmüştü.Yüzü çok az görünüyordu o an.Maximillian bir süre onu izledi,sonra aldığı yeni kararı uygulamaya karar verdi.Kaçmayacaktı...Elini uzatıp nazikçe kadının önüne dökülen saçlarını kulağının arkasına yerleştirdi.Marryn irkilerek Maximillian'a baktı.Düşünceler dalmıştı ve bu hareketi hiç beklemiyordu.Ne söyleyeceğini bulamadı bir an.Tam bir şey diyecekti ki; Maximillian onu susturdu.Kafasındaki soruyu adeta okumuştu."Saçlarınız önünüze dökülmüştü...Yüzünüzü görememi engelliyorduda..."dedi sıcak bir gülümsemeyle.Marryn Solindas'a bakması gerektiğini söyleyrek aceleyle ordan uzaklaştı.Bunu Solindas duyunca çok şaşıracaktı.
Maximillian ordan ayrılmadı.Güneşin zırhını yıkamasına izin verdi ve içi rahatlamış bir şekilde az önce yaşadığı anı düşündü."Kaçmak hiç bana göre olmamıştı zaten..."dedi rahat ve sıcak bir gülümseyişle.




3 yorumunu belirten:
göncelikle hazala uzun yazıp beni kırmadığı için teşekkür ederimçok hoş bi bölüm olmuş.kapı olayına hayran kaldım gerçekten!hepsinin duygularını ayrı ayrı belirtmesi çok güzel olmuş.maximillian'ın konusmasıyla en az solindas ve marryn kadar gurur duydum!!!
ve falenas'ın o aptal tavrına çok sinirlendim..elf işte..
düello sahnesinde maximillian'ın tavrını çok erkeksi buldum :D gittikçe daha bir oturuyor karakteri.
vee...son olarak o romantik sahne..
çok tatlı olmuşlar :D bence birbirlerine çok yakışıcaklar..
herkese iyi akşamlar.
merhabalar.ben savaş.araz'ın arkadaşıyım :) yani şu bahsedilen kişi.yazıların hepsini okuyamadım çünkü bir hayli birikmiş fakat zamanla size yetişeceğimi ümit ediyorum.şuan 10 tane yazı okudum ve şimdiye kadar gayet iyi gittiğini söylemeliyim.genç bir yazardan iyi bir performans olduğunu düşünüyorum.
yazacak pek birşey bulamadım açıkçası şuan.fakat bu bloğa dahil olduğuma çok sevindim.herkese iyi günler.
:D maximillian nedense bi an çok tanıdık geldi. kapıdaki bulmaca çok güzeldi. bunu dışında hikayenin bütünlüğü artık daha bir oturur olmuş. bölümler arasındaki bağ çok daha kuvvetli ve düzgün. ama hala konuşmalara daha fazla eğilmen gerektiğini düşünüyorum
Yorum Gönder