Öyle bir şey yap ki bizim için;ölümün korkunç yüzünü söküp atmış ol ellerinle.Seninkinin adı "sonsuzluğa ulaşmak" olsun...Bize de ardından "kahraman" demek kalsın!

30 Mart 2008 Pazar

Maximillian'lardan Nefret Etmek

Not:Bu yazı"Büyücüler Toplantısı"adlı bölümün devamıdır.

Zaman hızla akarken,ele geçirdikleri Holezon'da başa geçen Dante'nin hiç acelesi yok gibiydi.Gecenin bir körü,bir zamanlar Leonard Guardnrose'a ait olan odada oturmuş düşüncelere içindeydi.
Ayaklarını masaya dayamış,hafif uzanır bir halde,deri koltuğunda oturuyor,arda bir kendi kendine bir şeyler söyleniyordu.Saatin kaç olduğundan bile haberi yoktu;zaten ilgilenmiyorduda.Elinde bir kadeh vardı.Yarısı dolu olan kadehi kimbilir kaçıncı kez doldurmuştu;buna rağmen hala daha şarhoş olmamıştı.Beyninde gezinen ve onu durmadan kışkırtan düşüncelere öyle kaptırmıştı ki,gözlerini sabitlediği yeri görmüyordu o an.Oda karanlıktı.Pencereden yıldızların ışığı vuruyordu sadece,o da Dante'nin üzerinde ona bir hayalet süsü veren loş bir ışık oluşturuyordu.
Kafasını hırsla arkaya attı.Olan gelişmeler kesinlikle can sıkıcıydı.
Berilyan'a gitmesine izin verdiği siyah ejderha tam bir fiyasko olmuştu.Ejderhayı eline geçirse öldürecekti;ama Berilyan elfleri onu çoktan yakalayıp tutsak etmişti.Ejderhanın konuşmaması için durmadan lanet ediyordu her şeye.Kadehi sinirle sıktı.Derin derin nefes alıp veriyordu.Her şey onların lehineydi;ama yine Maximillian çıkıp her şeyi bozana kadar...Artık içindeki nefret kendini aşmış,adı konulamaz bir kıskançlığa dönüşmüştü.Maximillian'ın adını duydukça sinirden bağırıp,her şeyi yakıp yıkmak geliyordu içinden.Onu bugüne kadar yıpratıp durmuştı;ama şu an ubnu yapamıyordu.Maximillian hızla açığını kapatırken o,burda oturup doğru zamanı beklemek zorundaydı.Yoksa Efendi bunu ona çok kötü ödetirdi.Olacakları düşünüp korkuyla titredi.Ölüm bile daha kolay ve acısız olurdu şüphesiz...
Artık tek kafasına taktığı Maximillian değildi ama.Marryn ve Solindas da onun başdüşmanları oluvermişti.Dante onların Zackrie'den haber aldıklarını öğrenememişti henüz;ancak bir yerlerden emir aldıklarından şüpheleniyordu.Kadehi masaya bırakıp kafası karışı bir halde ellerini saçlarında gezdirdi.Marryn'ı düşündü.Kadına kafayı takmıştı açıkça,;ama onu bugün Maximillian'ın kollarında görmek onu deli etmişti.Öyle ki önüne gelen herkes bu çılgınlıktan nasibini almıştı.Marryn'a karşı olan,bencil düşkünlüğü giderek daha farklı boyutlara ulaşıyordu.Hem güçlü bir kadın olmasından dolayı onu çekici bulurken,bir yandan da Maximillian'la birlikte ona kafa tutmasından dolayı ölmesi gereken mtulak bir hedefti Dante için.Yine de Maximillian ona karşı ilgi göstermese,belki o da bu kadar çok düşünmezdi onu.
Aklına Solindas Spellwind geldi sonra.Kadehi öfkeli bir haykırışla karanlık odaya fırlattı.Odanın derinliğine düşen kadehten en ufak bir ses çıkmadı;ama Dante bunu fark edecek halde değildi.Küfür ediyordu boş ve geniş odada kendi kendine.Solindas gibi güçlü bir büyücünün onların tarafında olması gerekirdi.Masayı kırarcasına yumrukladı.Maximillian çok güçleniyordu.Hem Maximillian Steelrider'ın Fırtınakıran kardeşini yanına almıştı,hem de yeryüzündeki en güçlü aile olan Spellwindlerin en güçlü çocuğunun desteğine sahipti.Solindas giderek daha çok gelişiyordu ve bunu gözardı etmek tamamen bir aptallık olurdu.Büyücü ve ejderha binicisi ayrılmalıydı hem de hemen.Ama,beklemesi gerektiği geliyordu durmadan aklına.Çağrı'nın ilk kısmı çoktan yüreklere kazınmışken,o bunu titreyen eller ve dayanılmaz bir acıyla dinlemişti.Işık çok güçlüydü,bunu ona kanıtlamışlardı.İçindeki kıskançlıkla her şeyi yapabilirdi.Kaybetmeye kesinlikle tahamülü yoktu ve olmayacaktı da...Ancak,büyücünün ekipten,kısa bir süreliğine de olsa gitme vakti yaklaşıyordu.Nihelyan'dan sonra sıra ona gelecekti.Bunu hatırlayarak manyak bir kahkahayla karanlık odada kendinden geçerecesine güldü.Büyücü gidince Marryn savunmasız olacaktı.Büyücüyü kendi kara büyücüleri halledecekti.Kendinden çok emindi.Büyücü ne kadar güçlü olursa olsun öldürülebilirdi.Karşısındakini ne kadar hafife aldığını bilmiyordu o an ve bu hiç umrunda değildi.
Marryn'ı baştan çıkarabilirse Maximillian üzülecekti,böylece hem ejderha binicisini kendi tarafına çeker,hem de Maximillian'ı kendi ortadan kaldırırdı.
Öldürdüğü Maximillian Steelrider'ı hatırlayarak sırıttı.Onu bu kadar etkileyecek bir kardeşe sahip olduğunu hiç bilmiyordu."Olsun..."dedi hırlayan bir sesle fısıldayarak,"Nasıl olsa ben varken abisini düşünmeyecektir..."dedi kendinden emin bir sırıtışla arkasına yaslanırken.
Koltukta kendinden geçmek üzereyeken,odanın karanlığına fırlattığı kadeh birden tam yanından geçip,arkasındaki duvarda patladı.İrkilerek yerinden fırlayan Dante,yanında hazır bulundurduğu kılıcı çekip odanın derinliğine doğru salladı tehditkarca."Kendini göster korkak!Yoksa seni doğduğuna pişman ederim!"Bir süre cevap gelmedi.Ama,ardından birçok sesin durumdan eğlenen kahkahalarını duydu.Ensesinden soğuk terler boşalmaya başladı.Alaylı kahkahaları giderek artıyordu."Onlar"burda,tam önünde uzanan karanlıtaydı.Dante bundan nefret ediyordu.Bu şeylere hiç alışamıyor ve onlara karşı herkes gibi korkuyla bakıyordu.Burda,birden bire odasında(!)belirmeleri onu çıldırtacak gibiydi.İki adım geriye attı.O sırada gölgelerin gülüşmeleri yavaşladı;ama kesilmedi.Bir ses ona seslendi"Dante...Efendi'ye git..."Dante şok bir halde yerinden kıpırdayamadı.Onun bu korkmuş haliyle oldukça eğlenen gölgelere daha çok gülmeye başladı.Onunla alay etmelerinden oldukça rahatsız olan adam,zor da olsa kendini toparladı ve morali bozuk bir halde,gölgelere son bir bakış atıp odadan çıktı.
Sadece mum ışıklarının aydınlattığı,loş koridorda burnundan soluyarak yürüdü.Koridor boyunca ilerlerken aklından,artık bir an bile çıkmayan,Solindas,Marryn ve tabii ki Maximillian'ı düşündü.Yumruklarını sıktı hırsla.Bir zamanlar iyi taklidi yaptığı zamanlara gitti aklı.Derin bir nefes aldı.Beyninde canlanan gençliği gözünün önünde duruyordu sanki.
Dante o zaman genç ve tecrübesizdi.Atının üstünde sarı saçları güneşte parlayarak şehirden geçişi sırasında,genç kzıların ona hayran gözlerle bakışı geldi aklına.Hepsi ne kadar saf ve aptaldı.Gördüğü ilgiyle hergün aynı şımarıkça davranışları sergileyen genç Dante bunu düşünüyordu işte tam olarak.Kızlara gözgezdirdi mavi gözleriyle.Hepsi bir an olsun onunla gözgöze gelmek için yanıp tutuşur haldeydi.İlgi hep ondaydı.Takdir ediliyor,seviliyor ve pohpohlanıyordu.O ise her an onları beyninde aşağılıyor,hor görüyor ve kullanıyordu.
Yine kendini beğenmiş ve ilgiyi üzerine almış bir halde şehirden geçerken arkasına baktı göz ucuyla.Arkasından,kısa kesim saçları ve daima önüne ciddiyetiyle Maximillian geliyordu.Onun o yüz vermez tavrı,Dante'yi daha popüler yapmıştı.Haince gülümsedi kendi kendine genç Dante.O zamanlar Maximillian'ı çok hafife alıyordu.Maximillian,kendini yürüdüğü yola adamış genç bir adamdı.Sahi,kaç yaşlarındaydılar o zaman?25 falan olsa gereklerdi.Dante sayı üzerinde çok düşünmedi ve yeniden zihnini belleğinin derinlerine yoğunlaştırdı.
Maximillian ile çok iyi anlaşır görünüyorlardı.Dante'nin bütün ilgiyi toplamasında hiçbir rahatsızlık duymuyordu genç Maximillian.Onun yerinde Dante olsa çoktan ayağına kaydırmak için planlar yapmaya başlamıştı bile.Ama o,arkadaşının şımarık tavırlarını görmezden gelerek kendini seçtiği yola adıyordu her geçen gün.
Başka bir sahne geldi gözünün önüne.Antremandan yeni çıkmış iki genç,terli vücutlarıyla güneşin altında oturmuş birbirleriyle şakalaşıyorlardı.Yorgun olmalarına rağmen,birbirlerini kızdırıp güldürecek enerjileri vardı hala.Maximillian'ın öne çıktığı zamanlardı bunlar.Dante'nin onu hafife almakla hata ettiğini anladığı ve bu yüzden ona daha çok yakınlaştığı anlardı...
Bir sonbahar günü,rüzgarlar etrafta savrulurken göreve gitmişlerdi.O kısa kesim saçları,ciddi ve her yeniliğe aç,ela gözleriyle etrafı denetleyen Maximillian çok takdir edilir olmuştu.Rehavete kapılmayan,sarsızlmaz karakteri ve her şeyi öğrenmeye aç zihniyle potansiyel bir liderdi.Genç yaşına rağmen liderliği yakalamıştı ilk kez o gün.Aynı zamanda o gün Dante'nin de lideri olmuştu.Olaylar katlanılmaz boyutlara gelmişti onun için.Her antreman ya da görevde takdiri Maximillian topluyordu artık.Beklenmedik ve her kötü için korkutucu bir hızla gelişiyordu.Hem ruhu hem de fiziki gücü gözle görülür bir şekilde güçleniyordu.Hareketlerinde bir kontrol vardı her daim.İşte Dante buna katlanamıyordu.Her koşulda kontrolünü sağlayan genç Maximillian artık ilgiyide iyice kendine almıştı.O her ne kadar bunu utangaç ve elinden geldiğince ilgiye kapılmayan bir tavırla karşılasa da Dante için olaylar böyle değildi.
İşte o görevde artık Maximillian'ın ona hükmedebileceğini gördü.Ondan kurtulmak zorundaydı;ama yaptıkları her antreman süsü verilmiş düelloda onu yener olmuştu.O görevde genç Maximillian'a liderlik verilmişti.Sonbaharın ürpreten rüzgarları herkesi geriye iterken o ilerliyordu durmadan.Görevleri,yağmalanmakta olan bir köyü kurtarmaktı.Maximillian'ın adamları ya onunla yaşıt ya da birkaç yaş küçüktü.Görev sıradan değildi hiçte.Herkes çok ciddiye almış ve içlerindeki şövalye özlerinin "kurtama"içgüdüleriyle yolda emin adımlarla ilerlemişlerdi.İyi organize olup,en kırılgan noktalara darbe vurmuşlardı.Böylece zafer onların olmuş,görev başarıyla tamamlanmıştı.
Maximillian Steelrider'ın önüne çıkmışlardı bir de gün.O adam Dante'yi hiç sevememişti.Onu pohpohlarlarken o sadece başarılar tarzı şeyler söyleyerek lafı hiç uzatmazdı.O gün bütün adamlar teker teker tebrik edilirken Maximillian Steelrider Dante'yi iyice baştan aşağı süzmüştü.Bu adam tarafından çok eleştiriliyordu Dante gençken.Başkaları överken o,onun şımarık ve kendini beğenmiş tavırlarını sert bir dille eleştiriyordu.Şüpheleri vardı on dair;ama gerçeğe ulaşması engelleniyordu her defasında.
O gün Dante'nin şımarıklıkları had saffadaydı.Olayın başarısının sahibi olan Maximillian Eldersword mütevazi bir şekilde susup oturmuşken Dante,ballandıra ballandıra,sanki her şeyi kendi yapmış gibi herkesin gözünü boyamıştı.Maximillian Eldersword bir kenara itilirken,o kendini öne çıkarmıştı.Ama bu,Maximillian Steelrider'ın gözünden kaçmamıştı.Kardeşiyle sayılı benzerliklerinden biri de haksızlığa tahammüllerinin hiç olmamasıydı.O toplu görüşmede Dante'yi rezil etmişti Maximillian Steelrider.Yaptığı saçmalığı yüzüne vurmuş ve gerçeği ortaya çıkarmıştı.Dante'nin ona karşı olan öfkesi o günden sonra "öldürmeye"doğru gitmişti.Gerçekte bağlı olduğu kötüler ona bunun güvencesini vermişti.Dante'nin nefreti işlerine geliyordu.Zaten,çoktandır planladıkları Steelrider'a olacak saldırı için bu genç adamı kullanabilirlerdi.Ancak hesaplamadıkları,o genç adamın gün gelipte onların başına geçmesiydi.Dante pis pis sırıttı.Şimdi hepsi önünde,ona imrenen bir halde bakıyorlardı.Hepsi onun emrindeydi ve o bundan bir an bile şüphe etmemişti.
Dante,meşalelerle aydınlatılmış taş koridorda,dünyadaki hiçbir karanlığa benzemeyen bir karanlıkla örtülü kapının önünde durdu.İçeriden yine "Onlar"ın anlaşılmaz ve karmakarışık dilindeki konuşmaları geliyordu.Hararetli konuşmalarına bakılırsa bir şeyler dönüyordu etrafta.Kapıyı çalmak için elini uzattı.Kısa iki vuruştan sonra kapı açıldı.Dışarıdan gelen meşale ışıkları eşliğinde içeri girdi adam.Herzamanki donuk mavi gözleriyle etrafı süzerek adımladı odayı.Yine Dante her adım attığında gögeler kayarak geri çekildi.Ama,bu defa çok yavaş ilerliyorlardı.Sanki Dante'ye artık o kadar yol vermeyecekler gibi...Adam birden bu hisse kapıldı.Ona meydan okuyor,gözdağı veriyorlardı açıkça.Onlar,ölümlüleri sevmezlerdi.Giderek güçlendikleri çok açıktı.Şekilleri daha belirgin olmuştu.Odada derin soluk alışverişleri duyuluyordu.Havada ağır bir atmosfer vardı ve Dante'yi dizlerinin üzerine çökmeye zorluyordu adeta.Adam direndi,o kadar kolay teslim olacak değildi;ama gölgeler daha çok sinirlendi.Ona gürleyen bir sesle haykırdı bir tanesi.Dante olduğu yerde dona kaldı.Ensesinden soğuk terler akıyordu.O ince,tiz ve kıkırdayan seslerin yerine gür ve insanın kanını donduran bir ses almıştı.Yutkundu gerginliğini gizlemeye çalışarak.O şey ona ne demişti bilmiyordu;ama hemen arkasından onların dilinde bir azarlamayla Efendi'nin bir buzul dağı kadar soğuk ve ölümcül sesi gelmişti."Gel!"dedi Dante'ye yeniden normal bir dilde konuşarak.Gölgeler yapmaları gerekeni biliyorlardı.Görüntü havuzunu oluşturdular yine.Bu defa kayan şekiller yerine,Dante'nin 5 katı büyüklüğünde kaslara sahip şekiller vardı.Hala daha tam ne oldukları kestirilemiyordu ama,havuzu oluşturan sınırları etrafında ahenkle dönerken arada bir kaslı ve ölümcül bir kol havaya kalkıp Dante'yi sıyırıp geçiyordu.Ona dokunmaya çalışıyorlardı ama neden?
Efendi bu hareketleri görmemezlikten geliyordu nedense.Çok olağan gibi davranıyordu.Dante ölümün soğuk pençeleri miydi onlar?Ama,sonra yine kayan kadife kumaş görünümünde dönmeye devam ettiler.
"Konsantrasyonunu bana ver!Eğer onlara çok bakarsan aklını kaçırırsın!Onlarda bunu istiyor zaten!"Efendi'nin azarlayan sesi Dante'nin beyninde şimşek gibi çaktı.Durumu anlayan adam hemen öfkeli bir şekilde başıklarını kaçırdı.Artık hiçte tiz olmayan sesler,ölümcül bir baritonlukta bir kahkaha attı.
"Berilyan olaylarını biliyorsun.O siyahı senin yolladığını biliyorum.Bundan dolayı sana kızmam gerekir;ama bu onun aptallığı tabiiki."Dante birden düşündü,Efendi bu kadar demokratik bir düşünce şekline sahip olabilir miydi?Adam buna kesinlikle inanmadı.Hiçbir şey demeden dinlemeye devam etti donuk mavi gözleriyle."Maximillian ve diğerleri elflerin kalbini çaldı.Sırada Nihelyan'da.Bu çok dert değil aslında,artık gün yaklaşıyor.Nihelyan'dan sonra Solindas Spellwind buraya gelecek!İşte o zaman onu kara büyücülerimiz hallederken sıra sende olacak.Sende gidip kaleyi içten fethedecksin anladın mı?"Dante birden canlanan ve deli gibi sırıtan bir ifadeyle bunu zevkle kabul etti"Sıranın bana gelmesi çok güzel!"dedi tıslayan bir sesle.Efendi de güldü"İki kadın ayrılmış olacak ve bundan sonrası sana kalıyor.Maximillian Elderswod ölmeli!Ama,Fırtınakıran'a ne yaparsın onu sana bırakıyorum.Abisiyle aynı kaderi paylaşmak isteyecektir..."dedi Dante'yi uyaran bir sesle.Dante bu defa gülmedi;düşündü bir süre.Spellwind gidecekti sonunda ve sıra ona geliyordu.Maximillian'a öldüren darbeyi vurmak için Marryn'a ihtiyacı vardı.Büyücünün orda olmayacak olması çok büyük şanstı ona.Yoksa ona karşı hiç şansı yoktu.Solindas'ı düşünerek bir an korkuya kapıldı.Bu kadar güçlü bir büyücüyle burun buruna gelmesi demek Maximillian Steelrider'ı ölüdürüşüyle aynı yola başvurması demekti...
"Şimdi havuza bak!"dedi Efendi emreder bir tonda.Dante havuza baktı.Maximillian'ın artan duygularını,Marryn ve Solindas'ın büyü ve çeliği nasıl birleştirdiklerini gördü.Berilyan'dakis iyah ejderhanın yenilişini,Marryn mor ejderhayı nasıl ustalıkla yönetişini ve tabii ki Solindas'ın hayran bırakan büyüsünü izledi.O anki hallerini gösterdi sonra görüntü.Marryn hariç diğer ikisi uyuyordu.Nöbet sırası kadındaydı demek.Diğerleri uyurken dikkatle etrafı kontrol ediyordu kadın.Dante Marryn'a bakarken Efendi'ye bakmak için kafasını kaldırdığında bir savaş çığılığı duydu.Ne olduğunu anlayamadan ses yaklaştı,yaklaştı...Etrafına bakınırken birden nefret dolu bir haykırışla üzerine atlayan Marryn'ı gördü.Kadın gözlerinde intikam ateşiyle sıçradı ve adamın üstüne ölümcül bir kılıç darbesi indirdi.Neye uğradığını anlamayan adam kılıç tam onu ikiye bölecekken irkilerek gerçeğe döndü."Neyin var lanet olsaı!Sana bir şeyler anlatıyorum neden dinlemiyorsun!"Dante ter içinde odaya baktı sinir ve hayretle.Ortada bir Marryn yoktu.Sadece havuzdaki görüntüde nöbet tutan hali vardı.Dante olanları anlatmak istedi;ama Efendi'nin sanki neynini okuyan bakışlarını görünce vargeçti."Dinliyorum efendim.."dedi itaat eden bir sesle.Efendi bir süre Dante'yi inceledi."Maximillian Steelrider'ı öldürüşünü hatırla Dante.Kardeşi intikama gelecektir..."dedi adamın beynini okuyarak.Adam hiçbir şey demdi."Konuya dönelim!Kısaca zamanın yaklaşıyor.Aralrına sızıp hepsini içten çökertmelisin.Exelyan desteğini almalarından çok Icezntrelyan desteğini almaları çok öenmli!"Dante çok şaşırdı,"Ama efendim!Onlar kutupların elfleri!Hiçbir kuzenleriyle temasa geçmeyeli yüzyıllar oldu.İnsanlar çoktan varlıklarını unuttu,elfler ise yoklarmış gibi davranıyor.Oraya gitseler bile nasıl destek bulacaklar?"Efendi uzun süre düşündü."Sana söyleyebileceğim tek şey şu,eğer oraya giderlerse işte o zaman elf birliği yeniden sağlanmış olur.Bu da bizim onları birbirlerine düşman etmek için harcadığımız zaman sürecini yeniden uygulamak zorunda olmamıza yol açar.Şimdi git.Birbirlerinde uzaklaşmalılar dahası yok edilmeliler!Sıra sana geliyor beklediğin gibi.Bunu iyi değerlendir!"dedi kısık bir sesle cümlesini tamamlayarak.Dante odadan çıktıktan sonra,gölgelre ya da diğer adlarıyla"Onlar"yeniden odayı çepeçevre sarmaladı.Kalın bir kadife kumaş gibi çevreledikleri odaya yayıldılar yine.O karmaşık dillerinde konuşmaya başladılar."Ölümlünün bu odaya girişi canımızı sıkıyor!"dediler aynı anda.Efendi gülümsedi"Biliyorum,ölümlüleri hiç sevmediniz zaten.Halbuki ben onlarla nasıl eğleniyorum!"dedi sinir bozucu bir kahkahayla.Gölgeler sustu;ama sinirleri geçmemişti.Efendileri ölümlülerle oynuyordu canlılar dünya üzerinde belirdiğinden beri.Onları nefretleri,kıskançlıkları ve hırslarıyla besleniyordu.Gölgeler ise ölümlüleri herzaman aşağılıyordu.Bir gün hepsi ölecekti nasıl olsa;ama onlar ölümsüzdü.Hiçbir ölümlü kötü onlara hükmetme konumuna gelememişken iyilerin asil ölümlüleri,onları cehenneme geri göndermişlerdi defalarca.Hala daha ölümsüzlerdi;ama çıktıkları yere geri dönerek her şeye yeniden başlamak canlarını sıkıyordu.İyilerin adamlarını istemişlerdi.Onların cansız bedenlerini,acı çekişlerini...Ama,her defasında ışığın koruyan gücü tepelerinde bir balyoz darbesi gibi titreterek çakmış ve adamlarını onların zalimliğinde kurtarmıştı.Acı...Tek istedikleri buydu.
Dante odadan çıktıtan sonra,koridor boyunca geri dönerken aklına Maximillian Steelrider'ı öldürüşü geldi.Öfkeyle güldü kendi kendine.Adamın o günkü tavırları onu çıldıtmıştı.
Bir zamanlar hayran bakışları üzerinde taşıyarak girdiği şehre o gün yüzünde tam siperlikli miğferiyle tanınmaz hale gelmişti.İnsalar ona korkuyla bakıyor,birbirlerinde güç alarak ayakta durmaya çalışıyorlardı.Hepsi birer pisliklermiş gibi insalara baktı.Acı çekiyorlardı.Ona hayran olan kızlardan bazılarını tanıdı;ama onlar yüzünü göremediği için onu tanımadı.Sırıttı kendi kendine.Onlara ihtiyacı yoktu;nasıl olsa geri döndüğünde onun bekleyen bir sürü kız vardı.Atını hızlandırdı.Savaşın tam kalbine sürdü hızla.Maximillian Steelrider'a gidiyordu.Artık vakti gelmişti.Tam merkezde kılıcını ölümcül bir şeklide savuran adamı gördü.Atından inip hızla yanına gitti.Yorgun düşmüş Maximillian arkasını döndüğünde,onu tanıması için miğferini bilerek çıkarmış Dante'yi gördü.İçinde büyüyen bir öfkeyle Dante'yi baştan aşağı süzdü."Sen ha!"dedi tiksinerek."her şeyin arkasındaki sensin!"Dante pis pis güldü"Çabuk anladın Steelrider!Ama,benden hiç böyle bir şey beklemezdin değil mi!"dedi kendinden emin bir selse adamı aşağılayark.Maximillian Steelrider sakinliğini korudu."Yoo,aslında hiç şaşırmadım..."dedi sakinilikle.Dante adamın yalan söylediğini düşündü;ama gözlerine baktığında gerçekten de buna hiç şaşırmadığını gördü.Yumruklarını sıktı hırsla"Kendini çok zeki zannediyorsun değil mi!Bunu göreceğiz!bugün burası senin meazrım olacak!"dedi nefretle.Maximillian hiç ciddiyetini bozmadı."O zaman dene."dedi sadece.Böylece düello başladı.Maximillian'ın yorgunluğuna rağmen iyi bir dövüş sergilemesi onun çıldırtmıştı.Dante'nin gözle görülür gelişimini gören Maximillian ise içinden lanet etti.Bu adama hiç güvenmemişti.Kötülerin liderliğini yaparak arşısına dikilmesine ise gerçekten hiç şaşırmamıştı.İçinden Maximillian Eldersword!a üzüldü sadece.Sonra,Marryn'ın Solindas gibi iyi bir dosta sahip olmasına şükretti.Gözü arkada kalmayacaktı.
Dante iyi gidiyordu ve hızlıydıda.Pes etmektense ölmeyi göze almış Maxmillian ise,adamın çevikliğine rağmen inatla devam ediyordu.Ama,işi şansa bırakmayacaktı Dante.Kemerine sıkıştırdığı bir hançeri çıkardı.Üzerinde karanlık bir aura vardı.Maximillian'ı tam sırtından bıçakladı.Adamın tüm yaşam enerjisini tek seferde emdi büyülü hançer.Maximillian'ın cansız bedeni yere düşerken birinin de nefreti yükseliyordu.Dante o zaman kendinden emin ve hain bir gülüşle arkasını dönüp gitmişti.Ama,başka bir Steelrider'ın yükselişine ve intikam için peşine düşmesine neden olacağını hiç bilmiyordu,taa ki bu güne kadar.Maximillian Steelrider'ı yenmek için,işi şansa bırakmayarak bir kara büyücüyle anlaşma yamıştı.Büyücülerle muhatap olmayı sevmese de bu büyücünün yardımını almak onu yüksek yerlere getirmişti.
Dante başını iki yana salladı.Marryn'ı alt etmek için Solindas'ı da ortadan kaldırmalıydı.Büyücülerden yardım istemeliydi yine.Kafasını kaldırdığında karşısında Solindas'ı gördü"Lanet olsun!Sen buraya nasıl girdin!".Dante'nin hayretler içindeki bağrışına Solindas hiçbir cevap vermedi.Yüzüne hafif bir ışık vuruyordu.Çıkık yanakları ve dalgalı saçlarıyla çok güzeldi.Elini uzattı kadın ardından hızla kaşlarını çatarak öfkeyle büyülü sözlerini haykırdı.Büyü tam adamın üzerinde patlayacakken,intikam diye hakıyran Marryn'ın ölümcül darbesine dönüştü ve adama tam değecekken kaboldu ikiside.Ter ve panikla etrafında döndü Dante."Kimsin sen!Kim!Buraya nasıl girdin!"küfür etti boş koridorda deliye dönmüş bir sinirle.Duvara var gücüyle bir yumruk attı.Bir tuğla çatladı vuruşuyla;ama dante hala daha sakinleşmemişti.Hızlı adımlarla odasına yöneldi yeniden;ama bu defa her adımda etrafı gözden geçirerek.
Çatlayan tuğlanın tam yanında,duvara dayanmış ve oldukça sakin iki büyücü duruyordu.Biri kadın,diğer erkek...Geçmişin Ruhları'nın büyücü ikilisi Dante'nin sinirle gidişini izledi.Kadın menuniyetle güldü"Onları çok hafife alıyor değil mi?"dedi.Adam yine derinlerden gelen bir sesle,kafasını Dante'ye bakmak için hafifçe kaldırarak cevap verdi"Kara büyüye başvurması ınu nerelere getirecek hep birlikte göreceğiz..."Ardından gülümsedi sessizce"Ama,ona bir ders vermek güzeldi..."dedi cübbenin derinlerinde gelen bir memnuniyetle.

2 yorumunu belirten:

melek dedi ki...

bu hikayede dantenin hırslarını,kişilik çatışmalarını,sinir bozucu taklit ve yapmacık hareketlerini ve o aptal gülümseyişlerini okuduk..ne kadar nefret edilesi bir kişilik bu adam ya!adeta tiksiniyorum ondan!
maximillian'ı bir zamanlar çok hafife alan dante,şu sıralar onun kardeşiyle meşgul..bence bunuda yediremiyor kendine.bu gizemli karakterine daha da bir enteresanlık katıyor.çok iğrenç biri fakat hırsı ve doyumsuz tavırlarının yanında oldukça güçlü de aynı zamanda.
hikayede en çok beğendiğim sahne maximillian ve dantenin antremandan sonraki zamanlarını anlatan sahneydi :) maximillian'ın lider oluşu ve dantenin düştüğü durum..
gerçekten güzel olmuş hikaye."herzamanki gibi" :)
birde sonda gelen 2 büyücü çok karizmatik gerçekten.daha çok tanımak isterim onları :D

The Martyr dedi ki...

steelrider ın öldürülüşünü biraz hızlı bir şekilde anlatmışsın ben daha uzun bir anlatım bekliyordum. olsun güzel yine de :) bu arada dante nin çok oturmuş bir karakteri var aslında biraz daha sinsi olsa çok daha tehlikeli biri olabilir :D