Öyle bir şey yap ki bizim için;ölümün korkunç yüzünü söküp atmış ol ellerinle.Seninkinin adı "sonsuzluğa ulaşmak" olsun...Bize de ardından "kahraman" demek kalsın!

25 Mart 2009

Mim Yağıyor: Kitap Yazmak İsteseydin Ne Yazmak İsterdin?

Bu ara oldukça iyi gidiyoruz mim açısından. Güzel de mim'ler geliyor :). Bu defa gelen mim, hiç beklemediğim bir okuyucumdan. Kendisi ilk defa "Kopuk Kanatlar" adlı öyküme yazdığı yorumla tanıdığım Tila Sadık ve bir daha sesini duyamadım. Ama meğer o, sessiz sedasız bizi izlemeye devam ediyormuş. Sağolsun :).
İşte bu güzel insan mim'lemiş beni. Konuyu bir daha yazıyım: Kitap yazmak isteseydin, ne yazmak isterdin? Evet tam benlik bir konu ;). Şimdi bakalım ben neler yaparmışım.


Arada oluyor böyle, burda okuyorsunuz, "Hazal sen bunları kitap yap. Dinle bizi!" diyen tanıdık yüzler var :). Burdan destekleri için tekrardan teşekkürler hepsine :). Ama hepsine de aynı cevabı veriyorum, "Yok abi,okunmaaaaz." Belki kendime haksızlık ediyorum, belki de olay tamamen piyasaya baktığı için çevrem olmadığından kaynaklı. Sanırım ikisi de... Ama Türkiye'de, hele de fantastik kurgu üzerine" yazmak zor iş. Size burun kıvıracak yığınla insan dolu. Ben de boş bir hayalin peşinden koşmak iistemiyorum falan filan...
Konudan çok saptım affola. Şimdi ana konuya dönelim.
Şu, bir türlü adam gibi bir isim bulamadığım ve "uzun metrajlı hikayem/romanım" diye tanımladığım ve sizlerin HiKaYe etiketinde okuduğunuz serimi yayınlamak isterdim en başta. Bir kitap olduğunu görmek inanılmaz derecede gururumu okşardı. Bazen, sırf kitap kapağaı nasıl olur diye yayınlandığını hayalederim. Beynimde türlü türlü kitap kapağı resimleri, figürleri ve sembolleri var. Evet semboller de var. Şövalyelerimin, kötülerimin, ejderhalarımın ve elflerimin sembolleri. Ülkelerin, sınıfların, örgütlerin... Ah şunu da söyleyeyim, bir gün bunları kendim çizmeyi düşünüyorum. Çizicek adam yok :D.
Şüphesiz, bu "uzun metrajlı hikayem" en büyük tutkum. "Vay be! Hakkaten iyi iş başarmış. Bizim ülkenin gennçleri de dünyada adını duyurdu." desinler istiyorum :P. Özgüvenim yüksek midir nedir :D?
Diğer bir kitap düşüncem ise, serbest öykü etkitende okduğunuz kısa hikayelerimin toplandığı bir öykü kitabı. Her öykümle okuyucuyu, tabiri caiz ise, "vurmayı" hedefleyen ben, bu amaç uğrunda her hikayeyele okuyucuyu "vuran" bir öykü kitabı yazmak isterdim. Ama sıradan bir öykü kitabı olmazdı bu. Şöyle ki, içinde, şu ana kadar bir tane yazdığım epik şiirlerimden de katmak isterdim. Bu bakımdan Michael Williams'ı örnek alırım kendime. Fantastik üzerine çok beğendiğim şiirleri vardır. Ben de araya böyle, gaz veren, kışkırtan fantastik ( ya da epik) şiirlerle okuyucuyu gazlamk istiyorum :).
Şu ara, henüz 2 bölümünü yazdığım "Sakat Rahibe"'yi de kitaplaştırmak isterdim aslında. R.A.Salvadore'un Unutulmuş Diyarlar'ında geçen ve onun yarattığı drowları içeren bu serim, oldukça güzel tepkiler alıyor. Beni Salvadore'la karşılaştıran kişilere de teşekkür etmek istiyorum :). Bu çok gurur verici. Unutulmuş Diyarlar'ın kitaplarının sadece Salvadıre tarafından kaleme alınmadığını düşünürsek, aslında yazdıklarımı kitaplaştırmak çok güzel olurdu. Unutulmuş Diyarlar gibi bir kültleşmiş seride, genç bir Türk'ün de kitabınnın olması hem ülkem, hem de benim adıma övünç kaynağı olurdu.
Evet, çok tahmin edilebilir bu dediklerim. Fantastikle yoğurulmuş hikayelerimde, aksini beklemek güç olurdu. Ama sizi şaşırtacak tek bir şey söyleyebilirim ki,o da şudur; eğer fantastik dışında bir kitap yazacak olsam psikolojik bir kitap olurdu. Yine bir olay örgüsü içinde kişilerin çevreden etkilenimi ve hayata dair yaşadıkları çalkantıları yazmak isterdim. Ve bunlar arasında, hayat felsefelerini, kendince haklı ve haksız yanlarını okuyucya göstermek isterdim. Sanırım, "insan hata yapar" olgusunu bir kitapta psikolojik ve felsefik açıdan yansıtmak güzel olurdu.

Eh benden bu kadar :). Bunu postalayacağım birkaç kişi düşündüm ama aklıma yine kimse gelmedi xD. Seyyah'a yolluyorum bu mim'mi. Yazar umarım :P. Geçe mim bize özel kaldıi belki bu mim'den bir şey çıkar diye bir umutla magnum opus'un da kapısını çalıyorum :).
Tekrar teşekkürler Tila. İyiki bu mim'mi yolladın :).

2 yorumunu belirten:

Tila Sadık dedi ki...

Güzel sözlerin için teşekkür ederim :)

Türkiye'de fantastik kurgu yazmak zor; fakat bu kimseyi yıldırmamalı. Barış Müstecaplıoğlu'nun Perg Efsaneleri'ni okumuşsundur belki, Türkiye'de yazılmış (bildiğim kadarıyla) ilk fantastik-kurgu serisiydi, ve gözle görülür bir okuyucu kitlesi edindi. Barış Müstecaplıoğlu diğer türlere yönelse de, onu başka fantastik-kurgu yazarları izledi. idefix'in fantastik kategorisindeki birkaç sayfaya bakarsan pek çok Türk isim görebilirsin. Türk fantastik-kurguda daha çok kolektif çalışmaları okumuş olsam da ortaya çok güzel işler çıktığını görebiliyorum. Bu edebiyat dalı tam da kıpırdanmaya başlamışken, senin de daha girişken olman lazım.

Kendi çizimlerini yapma fikrine bayıldım! Aynı istek ben de var, ne yazık ki çizim konusunda biraz tembel olduğum ortaya çıktı. Var mı böyle çalışmaların? Burada paylaşman harika olur.

Hazal dedi ki...

Evet Barış Müstecaplıoğlu'Nun önünde saygıyla eğiliyorum :). Bunun dışında Türkiye'nin Tolkein'i diye tanımlana İhsan Oktay Anar'In "Puslu Kıtalar Atlası" diye bir kitabı var ki, henüz aldım okumaya başlamadım. Böyle iyi örnekler de var elbet, ama dediğim gibi sanırım kendime haksızlık ediyorum :).
Çizimim var evet :). Anime çizerdim eskiden. Daha doğrusu yaratılmış anime akrakterlerini kendim oturur çizerdim. Kendi tasarımlarımı kafamda tatıyorum şu an, henüz kağıda dökmedim. Bir "şövalyelik" ve "büyücülük" sembolü yaratmak zor iş. Ben bunları sadece zırha ya da cübbeye işlenmiş olarak değil, aynıo zamanda farklı semboller de yapıp bayrak gibi temsili şeylerde de kullanmak istiyorum :). İnşallah çizicem bunları. O zaman kapını çalar " bak ben bir şeyler çizidm, bir bakıver" derim sana da :).
Buraya koyabileceğim tek şey, anime çizimlerimdir.

Uzun ve güzel yorumuna sonsuz teşekkürler :). Senin gibi bilgili bir okuyucum olduğu için mutluyum.