
Ayağını sürüyerek koridorlarda gezen bir drow kızının utancı kol geziyordu sokaklarda. Dedikodular Lloth'un ağları gibi her yerdeydi. İçeriden biri, bu utancı ve lekeyi dışarı sızdırmış olmalıydı. Keraunzaa ailesinin gergin günleri de böyle başlamıştı.
İralde her fırsatta kızı doğduğu gün öldürmeleri gerektiğini, ablasını ima ederek ortaya atıyordu. Bu durum, Valerrny'in aile içindeki otoritesine ve konumuna her gün bir darbe daha vuruyordu. Yüce Anne böyle giderse büyük kızını Lloth'a teslim edecekti. Ki, Lloth'a teslim edilen hatalı rahibeler, bir dridera çevrilmekten bile daha ağır cezalandırılırlardı.
Valerrny ise hainin peşindeydi. İçeriden bu bilgiyi sızdıran ve onu ailesi önünde küçük düşüren, büyük kardeş imajını sarsanı bir bulsa hiçbir tanrısal güç onu durduramazdı. Ama hain her kimse, sanki tuzla buz olmuştu. Bütün ev, baştan aşağı taranmış hizmetkarlar ve evi savunan askerler işkenceden geçirlimişti. Soınuç sıfırdı... Hatta, ailenin kadınları-yani yönetim kısmı- önlem için şüpheli gördükleri hizmetkarlarını dilsiz bırakmışlardı.
Valerrny ve İralde'nin tek ortak yönü vardı: bu utancı temizlemek. Bir sakat, her ailenin gözden düşmesi için kesin nedendi. Dahası, büyük bir cezayla da karşı karşıyaydılar. Ya bu kız ölecekti ya da aile ceza olarak tümüyle silinecekti. Bu işi yapanalrda 1.aile olan Baenreler'in olması da durumu iyice korkunç bir hale sokuyordu. Lloth her zaman onlarlaydı...
Bu iki kız kardeşlerin tek farkları ise, ikisinin utancı temizleme yöntemleri birbirinin tam tersiydi. Valerrny, Elinnya'nın İralde tarafından bir suikaste gideceğini adı gibi biliyordu. Kendi matronluğu ve kız kardeşinden alacağı güç için, onu korumayı amaç ednimişti geçen yıllarda. Ama, İralde karanlıklarda saklandı sadece. Bir açık yakalamak için, sinsi planlarıyla birlikte ve her zamanki Valerrny'i delirten,o sinir bozucu sabrı ve sankinliğiyle karanlıklarda bekledi...ve bekledi...
Şimdi ise, Baenre evine çağrılıyolardı. İlk 10daki tüm evler orda olacak ve Keraunzaa ailesi, yaptıkları için yargılanacaktı. Artık ya aile isimleriyle birlikte, Menzobarrenzan'ın örümcek ağlı tarhi sayfalrına gömülecekler ya da yine o sayfalara gömülüp, ibretlik bir halde sonsuzlukta işkence göreceklerdi.
Elinnya şimdi, topal ayağını ve ailesinin utancını sürüye sürüye koridorlarda gezerken bunları tartıyordu kafasında. Neden diğer drowlar onları rahat bırakmıyordu? Lloth'u bile bu durumu kabullenmesi için -kısa süreli de olsa-ikna yöntemleri vardı. Elinnya'dan sonra annesinin başka çocukları da olmuştu. Yüce Anne, çocuk doğurma konusunda çok verimliydi. Ama ne yazık ki hepsi de erkekti. Valerrny bu gerçeği önceden öğrendiği için çok rahattı ve bu nedenle her doğanın yüzüne bile doğru düzgün bakmadan, tepkisizce "Erkek..." diyerek tören bıçağını masum bedenlerine gömmüş ve Lloth'a kurban etmişti. İralde için ise durum çok farklıydı. Annesinin her hamile kalışında, aylarca Lloth'a yakarmış, ayinler ve kurbanlar sunmuştu. Tek istediği başka bir güçlü kız kardeşti.
Her doğumdan büyük bir umutla, sakat kardeşinden kurutlmak için beklemiş, ama her doğan erkekle de bir o kadar yıkılmıştı. Valerrny bıçağı umursamadan saplarken, o da içinden bunu yaptığı için öfke dolu bir minnet duyuyordu. Erkekler... Bu sakatı ellerinden alacak bir kız yerine Lloth onlara hep değersiz bir erkek vermişti?
Elinnya artık dolaşmaktan bıkmıştı. Bir kapıyı daha çaldı, bunun son olmasını dileyerek:
"Valerrny? Orda mısın?"
Hiçbir ses gelmedi önce. Ardından, kapı yavaşça açıldı.
"İçeri gel..." dedi nefret dolu bir sesle ablası.
Elinnya hiç üstüne alınmadı. Ablasının ona olan düşkünlüğünün farkındaydı. Daha küçük bir kızken ayağı takılıp düştü diye, bütün hizmetkarları kırbaçlamıştı. Elinnya bunları izlemekten zevk duyardı. Çünkü, birgün o da ablası gibi güçlü olacaktı. Ama, ne gariptir ki, Elinnya zaten güçlüydü. Hem de çok! İki ablasını ikiye katlayacak güce sahipti. Ama, sakatlığından dolayı hep hor görülmeyle bakmıştı ona evin diğer kadını: annesi ve İralde. O da kendini zayıf sanmaya başlamıştı böylece. Halbuki, gün geldiğinde... Ama bilmiyordu bunları henüz.
Elinnya, ne zaman ablası tarafından yılan başlı kırbaçlarla öldüresiye dövülen kendinibilmezleri görse(o öyle tanımlıyordu)böyle anlarda aldığı zevk ona çok pahalıya patlardı. Tam bir drow gibi davrandığı her an, topal sol ayağına dayanılmaz ağrılar girerdi. Acı içinde saatlerce can çekiştiği olurdu. Bilmediği bir güç onu yola getirmeye çalışırdı hep. Vicdan ve merhamet denilen ve bu topraklarda gün yüzü görmemiş iki erdem, sert bir tokat gibi inerdi yüzüne.
Ablasının yanında içeri geçtiğinde neden bu ses tonuyla konuştuğunu anlaması uzun sürmedi. Sağ kalan tek erkek kardeşleri, yerde kanlar içine yatıyordu. Elinnya ona tepkisizce baktı. Kim bilir Valerrny'e ne gibi bir saygısızlıkta bulunmuştu. Ama sonra, durumun böyle olmadığını düşünmeye başladı. Ortada garip bir hava vardı. Hem Valernny hem de yerde yatan kardeşinin gözleri onun üstündeydi.
"Yarın sen de bizimle geliyorsun." dedi tüm ciddiyetiyle Valerrny.
Elinnya o an ölmek istedi. Bütün o drow ailelerini temsil eden matronlar ve kızlarının önüne nasıl olurduda o ve topal ayağı çıkardı! Ablası ne zamandır beri ona karşı bu kadar zalimleşmişti!
"Ama..!" diye başlayacak oldu fakat, gözyaşları sözlerini boğdu. Valerrny hiç düşünmeden tokadı kız kardeşinin suratına indirdi.
"Ağlama! Ağlamak zayıflara mahsustur!O yüzey pisliği kuzenlerimiz gibi duygu gösterisi yapma bana!"
Elinnya ablalarına benzerdi, ama nedeni belirsiz duygusallıkları da vardı içinde. Çalkantılı analrda, duygu selleri dışarı taşar ve tıpkı yüzeydeki kuzenleri gibi gözyaşları yüzünden akardu. Geriye tuzlu bir tat ve ondan daha da tiksinen gözler kalırdı.
Yerde yatan ve ona pis pis sırıtan erkek kardeşinin yüzünü gördü bir an Elinnya. Ve işte o an, içindeki bütün duygular eriyen mum gibi yoğun bir şekilde aktı ve yerini bir katran gibi nefretle intikam kapladı. Valerrny'in sorgulayan bakışlarını görünce durumu hemen toplardı. Erkek kardeşi ona kalmalıydı, sadece ona...
"Bu gerekli!" dedi hala daha kızkardeşine gösterdiği zayıflıktan ötürü iğrenerek bakarken. " Adımıza sürülen bu lekeyi temizlemini tek yolu var! O da seni dışarı çıkarmak..." sözlerini yarıda kesip, yerden kalkmak için yavaş yavaş doğrulan erkek kardeşine baktı. "...ve bize yardım edecek kişi de hazır." dedi dudağını kenarında oluşan hoşnutsuz bir sırıtışla.
"Anlat bana!" dedi Elinnya kendini tamamıyla toplayarak. Nasıl olsa hepsi yok olacaktı. Birkaç dalaverenin kime ne zararı olurdu bu saatten sonra? Hem, bunu her gün yapmıyorlar mıydı zaten?
"Arnkra bir büyü hazırlayacak ayağındaki sorunu gizlemek için." Elinnya içinde gülümsedi. Ablası böyleydi işte, ayağından sakatlık değil ufak bir sorunmuş gibi bahsederdi. Onu seviyor olmalıydı, evet... Ablası onu seviyordu.
"Ama, o bir erkek abla. Orda ilk 10 ailenin matronları ve kızları olacak. Onları basit bir büyüyle nasıl kandırırız? Hele ki, Lloth ve Baenreler de ordayken..."
Valerrny 1.ailenin adını duyunca ürperdi. Baenre evinin Yüca Annesi'nin yaşlı domuz suratı canlandı aklınad bir an. Onu sadece ama sadece bir kere görmüştü, ama yüz o bir kerede bile zihnine kazınmaya yetmişti.
"Başka şasımız var mı!" dedi sabırsızca büyük kız kardeş.
"Haklısın." dedi Elinnya dudak bükerek.
Bu sırada bir hizmetkar kapıyı tıklattı.
"Yüca Anne sizi çağırıyor efendim." dedi saygıyla eğilerek. Görünüşe göre dilsizleştirilemyen sayılı hizmetkarlardan biriydi bu gelen.
"Tamam geliyordum hemen." dedi Valerrny ve arkasını dönüp erke ve kız akrdeşine baktı.
"Onla ilgilen Arnkra. Bakalım neler yapabileceksin."
"Elbette Valerrny." dedi saygıyla Arnkra. Valerrny'e bir kere karşı gelmişti ve şu anda hala daha kan sızan kırbaç izleri ve parçalanmış gömleğindeki yaralar ona bu saygıyı zoraki kılıyordu.
Valerrny gittiğinde, Arnkra yüzünde alaycı bir srıtışla Elinnya'nın önüne oturdu.
"Bakalım neler yapabiliriz" dedi kızı topla ayağını kaldırmak için yere uzanırken. Ama Elinnya da bunu bekliyordu. Onu tıpkı diğerleri gibi aşağılmaya kalkışan ve bunu yıllardır yapan, evin büyücüsü abisinden intikamını işte tam bu anda aldı.
"Dur yakından bak. Sana yardım edeyim!" dedi ve yere eğilmiş abisinin suratının ortasına okkalı bir tekme geçirdi. Elinnya bir Lloth rahibesi değildi ve asla olamayacaktı. Şimdi karşısındaki erkeği yerden yere vururken aslında yılanbaşlı bir kırbaca ihtiyacı olmadığının hiç de farkıdna değildi.
***
"Yüce Anne Malice, yarın bir toplantıya mı gidiyoruz?"
"Evet, aynen öyle. Ve sen de benimle geleceksin."
"Elbette Yüce Anne. Duyduğuma göre sefil 23 Keraunzaalar evlerinde sakat bir kız saklıyormuş" dedi Briza alayla.
"Bakalım dertleri neymiş..." dedi Malice arkasını dönüp çıkmadan önce.
Not: Adı geçen "Baenre" ailesi, R.A Salvatore'un yazdığı "Unutulmuş Diyarlar"da gerçekten 1.ailedir. Ayrıca, son kısımda yine adları geçen "Malice" ve "Briza" karakterleri de "Unutulmuş Diyarlar" karakterleridir. Ana karakter Drizzt Do'urden'in annesi(Malice,aynı zamanda evin matronu) ve en büyük ablasının(Briza,psikopatın teki) isimleridir. Bu onlara birer göndermedir :).
Peki forumdakiler bu bölüme ne demiş?




5 yorumunu belirten:
Bu neydi yaa! :D Baenre ve Do'urden evleri de girmiş olaya süper yahu!!!! :D Çok beğendim bu kadarını beklemiyordum (Ana hikaye diye Hazal'a yan bakış attım anladı o. :P )
Devamını yarına koyarsın artık! :D
sözde sakat... ablalarından fizksel olarak daha güçlü, aklıma bir an forumlarda ilk yazında kullandığın resim sonucunda bunun neresi sakat sorusunu soranlar geldi.
@magicalbronze;
Onlar geçici ama ya :). Kapıdan uğradılar bi atraksiyon olsun diye. Hep kalırlarsa bu defa hikaye onların üstüne dönmeye başlar, ben de özgünlüğümü kaybederim :).
@magnum opus;
sonunda okudun ^^. saol öncelikle. yorumunu önce olumsuz anlamda algılamıştım biliyorsun, ama sonra anlaştık sonunda. ona o sakatlık yakışıyor :P. böyle en büyük abla hariç ehrkes acırken ve o da gücünü bilmiyorken yapacakalrına daha da bir gizem perdesi örtüyor bu.
Gerçekten de çok başarılı. Devamını merakla bekliyorum.
valla okuyan birini daha görmek çok sevindirici :). 4.bölüme başladım ama başlangıcı tam istediğim gibi olmadı. bitirmem çok yakındır. umarım ona da yorum yaparsınız.
saolun yorumlarınız için :). okudukca mutlu oluyorum.
Yorum Gönder