Not:Bu yazı"Uzaklarda Bir Elf"adlı bölümün devamıdır.Herzamanki düzende,sabahın ilk ışıklarıyla yollardaydı yine üç insan.Nihelyan'ın doğayı kucaklayan topraklarına ulaşmaları akşam saatlerine denk gelecekti.Hızlarını koruyorlardı ve bu hızla giderlerse geceye kalmadan varış noktalarında olmaları çok muhtemeldi.
Akıllıca bir yöntemle çözülen büyülü düğüm,haritayı her kuytu köşeyi açığa çıkartır kılmıştı.Harita Maximillian'daydı.Sadece yola konsatre olmuştu.Arada bir önünü görmek için kafasını kaldırıyordu.Marryn'ın aceleci bir tavrı vardı,Solindas ise gizli köşelerden çıkabilecek şeyleri gözden geçiriyordu.Kontrolü elden bırakmamıştı hiçbiri,yolda ilerleyişleriyle sadece Nihelyan'a değil aynı zamanda özel bir kişiye yaklaştıklarını bilmeden...Tıpkı kendileri gibi özel bir kişi...
Regın çoktan uyanmıştı.Silah zannatkarları için gün hep erken başlardı.Sipariş edilen gümüş yay için ocak başına geçmişti.Sabah yine güneş ışınları ve demircilerin çekiç çınlamalarıyla ışıyordu Nihelyan üzerinde.Yine de herkes olağan düzeninden feragat etmişti bugün.Yolda olan insan misafirleri için hazırlıkları vardı.Kalacakları yerler,görüşülecekleri salon,damak zevkleri...Ama görüşülecek odaya daha bir özen gösteriliyordu.Maximillian'ın Çağrı'nın ilk bölümünü yayan ilk kişi olmasına itaafen,6 kahramanın resmedildiği savaş salonu seçilmişti.Bu durum Regın'ın canını sıkıyordu o an.Çekiç vuruşları daha bir inatla iniyordu.Bugün o odaya girip düşünceleriyle bütünleşemeyecekti,ama Dinaen cevaplarının o insanlarda olduğunu söylemişti.Bunu göz önünde tutuyordu elinden geldiğince.Yinede bir senenin alışkanlığını bir günde atmasını beklemiyordu kendinden.Kafasında yeni sorular belirmişti.Acaba neye benziyordu gelecek olan insanlar?İçlerinden en çok şey bildiği Fırtınakıran'dı.Kadın hakkında çok şey duymuştu.Nihelyan'ın zümrüt yeşili ejderhaları,insanların gümüş ejderhalarıyla yakın temas halindeydi,bu yüzden birçok hikayesini dinlemişti.Solindas Spellwind ise ayrı bir gizemdi.Marryn'ı Solindas'sız,Solindas'ı ise Marryn'sız düşünmek mümkün değildi.Büyücü muhtemelen zamanının en iyisi olacaktı,Regın'ın içinde nerden geldiğini bilmediği bir öngörü beliriyordu onu her düşündüğünde.Ve ne gariptir ki,Nihelyan büyüyle bağlantıyı pek sevmese de Solindas için bir garipseme ya da herhangi bir olumsuzluk yoktu içinde.Yeşil ejderhalar,onun yumuşak yüzünü ve sevecen karakterini anlatmıştı bir zamanlar.Bu iki kadın,Maximillain'ın ünüyle yarışır durumdaydı.Kendi kendi gülümsedi bir an,gelenlerle tanışmak için eline bir fırsat geçmeliydi,aksi takdirde bunu kendi yaratacaktı.
Maximillian'ın yola olan aşırı konsantresi Marryn'ı sıkmaya başlamıştı."Lord Maximillian!Mola veremez miyiz?"Maximillian kafasını kaldırıp kadına baktı bir anlık suskunlukla,sonra cevapladı"Birazdan..."Maximillian o bir anlık susma anından Marryn'a eskisi kadar karşı koyamamazlık hissetmediğini fark etti.demekki kadından vazgeçmeye başlamıştı.O tam bir adım atmışken,şimdi vazgeçiyordu sanki.Bundan dolayı rahatsız olmadı,zaten hep yapmaya çalıştığı buydu.
Marryn bu cevaptan hiç hoşnut kalmamıştı.O an bulundukları yerde sanki bir garipti.Etrafına bakıyordu durmadan ve kendini arkasını kontrol etmekten alı koyamıyordu.Solindas'a baktı göz ucuyla,büyücünün de ona baktığını gördü.Solindas kafasını salladı onaylar şekilde.Kelimalere ihtiyaçlari yoktu...Hisleri ortaktı.Durdu iki kadında.Yavaşça geriye doğru yürüyüp sırtsırta dayandılar.Solindas hala daha ilerleyen Maximillain'a seslendi fısıltıyla"Lord Maximillian..."Adam arkasına dönüp ne var dercesine baktı.Marryn Solindas'ın sözlerini sert ve kesin bir dillle tamamladı"Misafirlerimiz var!"Maximillian bir anda arkasında bir hareketlilik hissetti.Hızla arkasını döndü;saldırganlardan biri tam da onu arkadan vurmak için sıçramışken...
"Regın!",sesleneni görmek için arkasını döndü elf.Dinaen'i buldu tam karşısında.Herzamanki gülümseyen yüzüyle işte yine ordaydı.Regın ter içinde kalmıştı.Sabahtan beri çekiç sallamk ve dev ocağın başında şekil vermekle geçiriyordu zamanını.Komşusuna yorgunca gülümsedi,bir yandan elinin tersiyle alınındaki terleri silereken."Ne istemiştin?"."Sana bir haber vermeye geldim aslında.Ama bunu burda konuşmasak daha iyi olur."dedi son sözlerini kısık sesle söyleyerek.Regın başıyla arka tarafı işaret etti ve birlikte oraya geçtiler.Şifacını oturması için küçük,ama çeşitli desenlerle oymalı bir tabure çekti.Dinaen tabureye saygıyla baktı oturmadan önce.Tabure Regın'ın babası tarafından yapılmıştı.Babası ağaç oymalarda saygı duyulan bir isimdi.Oğlunda ağaç oymaları yeteneği onun gibi değildi,ancak o da çelikte iyi bir konumdaydı.Kendinede küçük bir tabure çeken Regın,anlatması için Dinaen'e bakmaya başladı.Cübbesini toparlayan Dinaen anlatmaya başladı"Yolcuların akşam vakti burda olması bekleniyor.Onları karşılayacak komiteye beni de çağırdılar."Regın'ın yüzünde memnun bir gülüseme oluştu."Ya demek öyle!Peki ya ben?".Dinaen'in kafası biraz karışıktı."Seninde bana eşlik etmeni istedim.Ama,bilmiyorum ne cevap gelecek."dedi asık bir suratla.Dinaen normal bir Nihelyanlı'ya göre zayıf ve narin bir yapıya sahip olmasından dolayı,genelde büyük toplantılarda onun yanına hep bir eşlikçi verilirdi.O ülkenin tek ve en iyi şifacısıydı ve korunmasına ayrı bir özen gösteriliyordu.Her büyük görüşmede yanında onun iki katı savaşçılar olurdu.O bugüne kadar kimseyi özel olarak istememişti;bu yüzden Regın'ın kabul edilmesi için bir şansları vardı.
Regın halktan,sıradan bir elfti ve karşılama komitesine özel olarak çağrılması mümkün değildi.Dinaen şimdi ona bir yol açıyordu.Regın bunu iyice kafasında tarttı.Ya Dinaen'in yanında olacaktı ya da kabul edilmeyip kendi yolunu arayacaktı.Diğer ihtimal daha kuvvetliydi,ama bunu nsaıl yapabilirdi?"Ya kabul edilmezsem?Bana bir yol göster ne yapmalıyım?"Şifacı düşündü bir süre"Onlarla karşılaşmak bir şekilde sana gelecektir dostum...Ama bunun nasıl olacağını bilemiyorum."Regın bu cevapla tatmin olmamıştı"Peki ne yapmalıyım!"dedi ısrarla."Seni toplantı salonuna sokmalıyım Regın!"dedi birden yüksek sesle,ayağa fırlayarak.Regın bu hareketle irkilmişti.Sakin ve acelesiz şifacıyı ilk defa böyle atak görmüştü.Onu ne bu kadar heyecanlandırmıştı bilmiyordu,ama istediğinde böyle reflikslere sahip olduğunu görmek onu şoke etmişti."Dinaen sen!"diye başlamıştı ki sözlerine,birden Dinaen onu kolunda tutup çekerek dışarı gitmeye zorladı"Çabuk!Sanırım bir fikrim var!"
"Dikkat et şimdi sağından geliyolar!"Gümüşfırtına'nın güçlü sesi yeniden Maximillian'ın beyninde yankılandı.Maximillian,ona arkasından saldıranı tam karın boşluğuna sert bir tekmeyle yere sermişti ve şimdi Gümüşfırtına'nın sesini yeniden duymanın verdiği mutlulukla,yüzünde ilginç bir gülümsemeyle sağına doğru aniden kılıcını savurdu.Maximillian bu ilginç gülümsemesi karşısındaki adamı hem korkutmuş hem de sinirlendirmişti."Seni duymak güzel!"dedi Maximillian içinden nefes nefese.Ejderha gülümsedi sadce.Maxmillian biliyorduki Gümüşfırtına Marryn ve Solindas'ı kontrol ediyordu o an.Adama baktığının iki katı kadınlara bakıyordu belki.Bu iki kısa ömürlü türün dişileri ejderha için çok ayrıydı.Onlarla birçok şeye katılmış ve her defasında ayaklarının üzerinde durmaya başarmışlardı.Gümüşfırtına Maximillian'ın tahmin ettiği gibi Marryn ve Solindas'a bakıyordu.Bu iki kadının ona göre sadece iki çalı parçası gibi duran bacaklarının üzerinde nasıl kararlılık ve beraberliklerine sadık kalarak hayata meydan okuyuşlarını izledi.Gözlerinde yaşlar birikti.Sessizce gülümsedi yaşların arasından"Keşke hep genç kalsaydınız..."
Marryn başka bir adamla kılıç kılıca mücadele içindeydi o sırada.Kalbine biri dokundu sanki."Gümüşfırtına..."diye döküldü kurumuş dudaklarından ve bundan güç alarak bir savaş çığlığyla adamı geri itti.Tökezleyen adamın karnına kılıcını acımadan soktu.Solindas'a bakmak için arkasını döndüğünde fırlayan okun rüzgarı yüzüne çarptı.Solindas'a fırlatılan ok çok büyük olasalıkla zehirliydi.Bir büyücüyü herzaman bu şekilde yere indirirlerdi.Ok Solindas'a tam saplanıcakken yere düştü.Solindas kendinden emince gülümsedi.Okun atılacağını bekliyordu ve atılmadan önce çoktan bir kalkan büyüsüy apmıştı.Bunun üzerine çalıların arasında küfür eden okçu duyuldu.Bu hatası ona pahalıya patlamıştı.Marryn sesin geldiği yöne şimşek gibi bir hızla atlamış ve hırsıyla onu yere sermişti.Her şey düzeldi gibi görünüyordu.Maximillian ve Solindas rahatlamış bir halde Marryn'ı beklediler,ama Marryn ortaya çıkmadı.Solindas çalılara yöneldi ve Marryn'ı yere eğilmiş halde bir şeye yoğunlaşmı olarak buldu."Napıyorsun Mary!"dedi endişeli bir sesle.Yaralandığını düşümüştü.Marryn hiçbir şey demdi.Başı önünde elindeki yer yer kanlı kağıdı büyücüye uzattı.Solindas kağıdı görünce irkildi.Ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktu,ama anlaşılan hiç iyi değildi.Kağıdı Marryn'ın titreyen ellerinden alıp olumaya başladı."Hayır!Olamaz!"diye bir bağırış koptu dudaklarından.Bu bağırışı duyan Maximillian hemen oraya yöneldi"Bir sorunmu var!"dedi endişeyle.Marryn yavaşça çöktüğü yerden kalktı."Evet...Hem de sandığımızdan daha büyük bir tane..."
Dinaen Regın'ı çekiyordu hızla.Regın ise bir şey anlamamasına rağmen ses çıkarmadan onu takip etti.Bir devlet binasında durdular.Dinaen onlarla görüşmek istediğini belirtti kapıdaki nöbetçilere.Bu isteği hemen kabul edildi.Onun böyle istekleri çok nadir olurdu ne de olsa.İçeri girdiler.İyi giyinimli bir adam onları karşıladı."Sizi görmek ne büyük mutluluk Dinaen!Nasıl yardımcı olabiliriz?"Regın karşısında duran adama baktı.Ülkenin yaşamsal gereksinimlerini karşılayan kişiyle yüzyüzeydi o an.Biraz heyecanlandı.Her gün önemli insanlarla karşılaşmıyordu ne de olsa.Adam Regın'ı da başıyla selamlamakla yetindi.Dinaen yüzünü astı"Sizden bir ricam olacak."dedi üzgün bir sesle.Adam endişelenmişti."Tabii ne demek!"dedi merakla.Dinaen anlatmaya başladı."Bu gördüğünüz kişi Regın Thunderarrow.Benim üst komşum ve çok yakın arkadaşımdır.Kendisi iyi bir zanaatkardır.Bu aralar iyileştirmem için çok hastam oldu,bu yüzden kendimi çok iyi hissetmiyorum son günlerde.Sizden daha önce yazılı olarak Regın'ı istemiştim yanıma,ama bu defa yüzyüze söylüyorum.Çünkü,Regın benim her durumumu bilir,bu yüzden ona çok güvenirim.Onu yanıma istiyorum efendim.Eğer uygunsa bundan çok mutlu olurum.Böyle zamanlarda hep en güvendiklerini ister herkes yanında"dedi yorgun bakışlarla.Adam paniklemişti.Dianen'in biraz trajik konuşması yüzünden şifacının öleceğini bile düşünmüştü.Ama,görünen o ki fazla çalışmaktan ileri geliyordu durum.Hemen kabul etti ve gerekli kağıtları imzalamak için odasına gitttiler.Çıkarlarken Dinaen'in yüzünde hoşnut bir ifade vardı.Tekrar tekrar teşekkürlerini sundu ve ayrıldılar.Bir süre hiç konuşmadılar kimse bir şey anlamasın diye.Evlerine geldiklerinde Regın inanamaz bir halde şifacıya baktı."Bu kadar iyi rol yapabildiğini bilmiyordum!"."Beni hep zayıf olarak görüyorlar dostum,bu yüzden fazla bir şey yapmadım aslında"dedi hafifçe gülerek.Regın Dinaen'in aslında ne kadar güçlü olduğunu biliyordu,ama ona çok ihtiyaçları vardı.Regın'a göre herkes onun gerçek gücünü biliyordu,ama onu kaybetmeyi göze alamıyorlardı.Regın Dinaen'in elini sıktı dostça"Sen olmasan ne yapardım!"Dinaen ise gülümsedi yine sıcacık bir ifadeyle"Asıl sen gidince ben bu boş evde ne yapacağım?"
Maximillian durmadan lanet ediyordu.Elindeki kağıdı buruşturup öfkeyle yere attı.Bu mesaj onlara getirilmek üzere yola çıkmıştı,ancak anlaşılan yol boyu izlenmişti haberci.Onlara saldıranlar tarafından öldürülmüştü kağıttaki kandan anlaşıldığı üzere.Bu mesajın onlara üç gün önce ulaşması gerekiyordu.Bu üç gün içinde çok şey olmuş olabilirdi.Zackrie'nin gerçek kimliği ortaya çıktıysa görev tamamen bitebilirdi.Şehirlerine kara büyücüler geliyordu durmadan kağıtta yazana göre.Solindas'a olan ihtiyaçları giderek artıyordu.Leonard Guardnrose'un idamı için işlemlerin durdurulma raddesine geldiği,ama kara büyücülerin gelişiyle her şeyin başka yönlere gidceğinin çok açık olduğu yazıyordu.Ve son satır herkesi düşünceye sevk etti"Keşke ejderhalar burda olsaydı..."Ejderhalara hiçbir insanda bulunmaya büyüsel güçleriyle şehirleri büyücülerden de korumaya yardımcıydı,ama bozulan antlaşma onları bundan da mahrum etmişti.Herksin içinde bir panik vardı.Bu kağıtta yazanları kaç kişi biliyordu?Bu düüşünceyi kimse kafasından atamıyordu.Marryn bir fikir yürüttü"Kağıdı okuduktan sonra mutlaka biri haberi iletmek için yola çıkmıştır."Maximillian bunu duymaktan oldukça mutlu olmuştu"Onu hala yakalayabiliriz!"."Ama nasıl!"dedi Marryn umutsuzca.Maximillian Solindas'a baktı.Solindas kağıdı yerden aldı."Bu hiç kolay olmayacak..."."Bunu yapın Lady Solindas!Bunu hepimiz için yapın!"Solindas kan lekelerine dokundu,sonra yazıların üzerinede gezdirdi parmaklarını.Marryn durumu pek onaylamasa da yapacak başka şeyleri yoktu."Onu bulsak bile nasıl öldüreceğiz?"dedi Marryn Maximillian'a masum masum bakan gözlerle.Adamın içindeki o dürtü yeniden uyandı.Kadını kollarına alıp hiç nırkamam isteği geri dönmüştü.Kadına baktı bir süre sonra sesszice Gümüşfırtına'ya seslendi.Gümüşfırtına planı onayladı."Yoldaki haberci bulunsun gerisini bana bırakın!"dedi ciddi ve güven veren bir tonda.









