Öyle bir şey yap ki bizim için;ölümün korkunç yüzünü söküp atmış ol ellerinle.Seninkinin adı "sonsuzluğa ulaşmak" olsun...Bize de ardından "kahraman" demek kalsın!

30 Nisan 2008 Çarşamba

Nihelyan Yolları

Not:Bu yazı"Uzaklarda Bir Elf"adlı bölümün devamıdır.

Herzamanki düzende,sabahın ilk ışıklarıyla yollardaydı yine üç insan.Nihelyan'ın doğayı kucaklayan topraklarına ulaşmaları akşam saatlerine denk gelecekti.Hızlarını koruyorlardı ve bu hızla giderlerse geceye kalmadan varış noktalarında olmaları çok muhtemeldi.
Akıllıca bir yöntemle çözülen büyülü düğüm,haritayı her kuytu köşeyi açığa çıkartır kılmıştı.Harita Maximillian'daydı.Sadece yola konsatre olmuştu.Arada bir önünü görmek için kafasını kaldırıyordu.Marryn'ın aceleci bir tavrı vardı,Solindas ise gizli köşelerden çıkabilecek şeyleri gözden geçiriyordu.Kontrolü elden bırakmamıştı hiçbiri,yolda ilerleyişleriyle sadece Nihelyan'a değil aynı zamanda özel bir kişiye yaklaştıklarını bilmeden...Tıpkı kendileri gibi özel bir kişi...
Regın çoktan uyanmıştı.Silah zannatkarları için gün hep erken başlardı.Sipariş edilen gümüş yay için ocak başına geçmişti.Sabah yine güneş ışınları ve demircilerin çekiç çınlamalarıyla ışıyordu Nihelyan üzerinde.Yine de herkes olağan düzeninden feragat etmişti bugün.Yolda olan insan misafirleri için hazırlıkları vardı.Kalacakları yerler,görüşülecekleri salon,damak zevkleri...Ama görüşülecek odaya daha bir özen gösteriliyordu.Maximillian'ın Çağrı'nın ilk bölümünü yayan ilk kişi olmasına itaafen,6 kahramanın resmedildiği savaş salonu seçilmişti.Bu durum Regın'ın canını sıkıyordu o an.Çekiç vuruşları daha bir inatla iniyordu.Bugün o odaya girip düşünceleriyle bütünleşemeyecekti,ama Dinaen cevaplarının o insanlarda olduğunu söylemişti.Bunu göz önünde tutuyordu elinden geldiğince.Yinede bir senenin alışkanlığını bir günde atmasını beklemiyordu kendinden.Kafasında yeni sorular belirmişti.Acaba neye benziyordu gelecek olan insanlar?İçlerinden en çok şey bildiği Fırtınakıran'dı.Kadın hakkında çok şey duymuştu.Nihelyan'ın zümrüt yeşili ejderhaları,insanların gümüş ejderhalarıyla yakın temas halindeydi,bu yüzden birçok hikayesini dinlemişti.Solindas Spellwind ise ayrı bir gizemdi.Marryn'ı Solindas'sız,Solindas'ı ise Marryn'sız düşünmek mümkün değildi.Büyücü muhtemelen zamanının en iyisi olacaktı,Regın'ın içinde nerden geldiğini bilmediği bir öngörü beliriyordu onu her düşündüğünde.Ve ne gariptir ki,Nihelyan büyüyle bağlantıyı pek sevmese de Solindas için bir garipseme ya da herhangi bir olumsuzluk yoktu içinde.Yeşil ejderhalar,onun yumuşak yüzünü ve sevecen karakterini anlatmıştı bir zamanlar.Bu iki kadın,Maximillain'ın ünüyle yarışır durumdaydı.Kendi kendi gülümsedi bir an,gelenlerle tanışmak için eline bir fırsat geçmeliydi,aksi takdirde bunu kendi yaratacaktı.
Maximillian'ın yola olan aşırı konsantresi Marryn'ı sıkmaya başlamıştı."Lord Maximillian!Mola veremez miyiz?"Maximillian kafasını kaldırıp kadına baktı bir anlık suskunlukla,sonra cevapladı"Birazdan..."Maximillian o bir anlık susma anından Marryn'a eskisi kadar karşı koyamamazlık hissetmediğini fark etti.demekki kadından vazgeçmeye başlamıştı.O tam bir adım atmışken,şimdi vazgeçiyordu sanki.Bundan dolayı rahatsız olmadı,zaten hep yapmaya çalıştığı buydu.
Marryn bu cevaptan hiç hoşnut kalmamıştı.O an bulundukları yerde sanki bir garipti.Etrafına bakıyordu durmadan ve kendini arkasını kontrol etmekten alı koyamıyordu.Solindas'a baktı göz ucuyla,büyücünün de ona baktığını gördü.Solindas kafasını salladı onaylar şekilde.Kelimalere ihtiyaçlari yoktu...Hisleri ortaktı.Durdu iki kadında.Yavaşça geriye doğru yürüyüp sırtsırta dayandılar.Solindas hala daha ilerleyen Maximillain'a seslendi fısıltıyla"Lord Maximillian..."Adam arkasına dönüp ne var dercesine baktı.Marryn Solindas'ın sözlerini sert ve kesin bir dillle tamamladı"Misafirlerimiz var!"Maximillian bir anda arkasında bir hareketlilik hissetti.Hızla arkasını döndü;saldırganlardan biri tam da onu arkadan vurmak için sıçramışken...
"Regın!",sesleneni görmek için arkasını döndü elf.Dinaen'i buldu tam karşısında.Herzamanki gülümseyen yüzüyle işte yine ordaydı.Regın ter içinde kalmıştı.Sabahtan beri çekiç sallamk ve dev ocağın başında şekil vermekle geçiriyordu zamanını.Komşusuna yorgunca gülümsedi,bir yandan elinin tersiyle alınındaki terleri silereken."Ne istemiştin?"."Sana bir haber vermeye geldim aslında.Ama bunu burda konuşmasak daha iyi olur."dedi son sözlerini kısık sesle söyleyerek.Regın başıyla arka tarafı işaret etti ve birlikte oraya geçtiler.Şifacını oturması için küçük,ama çeşitli desenlerle oymalı bir tabure çekti.Dinaen tabureye saygıyla baktı oturmadan önce.Tabure Regın'ın babası tarafından yapılmıştı.Babası ağaç oymalarda saygı duyulan bir isimdi.Oğlunda ağaç oymaları yeteneği onun gibi değildi,ancak o da çelikte iyi bir konumdaydı.Kendinede küçük bir tabure çeken Regın,anlatması için Dinaen'e bakmaya başladı.Cübbesini toparlayan Dinaen anlatmaya başladı"Yolcuların akşam vakti burda olması bekleniyor.Onları karşılayacak komiteye beni de çağırdılar."Regın'ın yüzünde memnun bir gülüseme oluştu."Ya demek öyle!Peki ya ben?".Dinaen'in kafası biraz karışıktı."Seninde bana eşlik etmeni istedim.Ama,bilmiyorum ne cevap gelecek."dedi asık bir suratla.Dinaen normal bir Nihelyanlı'ya göre zayıf ve narin bir yapıya sahip olmasından dolayı,genelde büyük toplantılarda onun yanına hep bir eşlikçi verilirdi.O ülkenin tek ve en iyi şifacısıydı ve korunmasına ayrı bir özen gösteriliyordu.Her büyük görüşmede yanında onun iki katı savaşçılar olurdu.O bugüne kadar kimseyi özel olarak istememişti;bu yüzden Regın'ın kabul edilmesi için bir şansları vardı.
Regın halktan,sıradan bir elfti ve karşılama komitesine özel olarak çağrılması mümkün değildi.Dinaen şimdi ona bir yol açıyordu.Regın bunu iyice kafasında tarttı.Ya Dinaen'in yanında olacaktı ya da kabul edilmeyip kendi yolunu arayacaktı.Diğer ihtimal daha kuvvetliydi,ama bunu nsaıl yapabilirdi?"Ya kabul edilmezsem?Bana bir yol göster ne yapmalıyım?"Şifacı düşündü bir süre"Onlarla karşılaşmak bir şekilde sana gelecektir dostum...Ama bunun nasıl olacağını bilemiyorum."Regın bu cevapla tatmin olmamıştı"Peki ne yapmalıyım!"dedi ısrarla."Seni toplantı salonuna sokmalıyım Regın!"dedi birden yüksek sesle,ayağa fırlayarak.Regın bu hareketle irkilmişti.Sakin ve acelesiz şifacıyı ilk defa böyle atak görmüştü.Onu ne bu kadar heyecanlandırmıştı bilmiyordu,ama istediğinde böyle reflikslere sahip olduğunu görmek onu şoke etmişti."Dinaen sen!"diye başlamıştı ki sözlerine,birden Dinaen onu kolunda tutup çekerek dışarı gitmeye zorladı"Çabuk!Sanırım bir fikrim var!"
"Dikkat et şimdi sağından geliyolar!"Gümüşfırtına'nın güçlü sesi yeniden Maximillian'ın beyninde yankılandı.Maximillian,ona arkasından saldıranı tam karın boşluğuna sert bir tekmeyle yere sermişti ve şimdi Gümüşfırtına'nın sesini yeniden duymanın verdiği mutlulukla,yüzünde ilginç bir gülümsemeyle sağına doğru aniden kılıcını savurdu.Maximillian bu ilginç gülümsemesi karşısındaki adamı hem korkutmuş hem de sinirlendirmişti."Seni duymak güzel!"dedi Maximillian içinden nefes nefese.Ejderha gülümsedi sadce.Maxmillian biliyorduki Gümüşfırtına Marryn ve Solindas'ı kontrol ediyordu o an.Adama baktığının iki katı kadınlara bakıyordu belki.Bu iki kısa ömürlü türün dişileri ejderha için çok ayrıydı.Onlarla birçok şeye katılmış ve her defasında ayaklarının üzerinde durmaya başarmışlardı.Gümüşfırtına Maximillian'ın tahmin ettiği gibi Marryn ve Solindas'a bakıyordu.Bu iki kadının ona göre sadece iki çalı parçası gibi duran bacaklarının üzerinde nasıl kararlılık ve beraberliklerine sadık kalarak hayata meydan okuyuşlarını izledi.Gözlerinde yaşlar birikti.Sessizce gülümsedi yaşların arasından"Keşke hep genç kalsaydınız..."
Marryn başka bir adamla kılıç kılıca mücadele içindeydi o sırada.Kalbine biri dokundu sanki."Gümüşfırtına..."diye döküldü kurumuş dudaklarından ve bundan güç alarak bir savaş çığlığyla adamı geri itti.Tökezleyen adamın karnına kılıcını acımadan soktu.Solindas'a bakmak için arkasını döndüğünde fırlayan okun rüzgarı yüzüne çarptı.Solindas'a fırlatılan ok çok büyük olasalıkla zehirliydi.Bir büyücüyü herzaman bu şekilde yere indirirlerdi.Ok Solindas'a tam saplanıcakken yere düştü.Solindas kendinden emince gülümsedi.Okun atılacağını bekliyordu ve atılmadan önce çoktan bir kalkan büyüsüy apmıştı.Bunun üzerine çalıların arasında küfür eden okçu duyuldu.Bu hatası ona pahalıya patlamıştı.Marryn sesin geldiği yöne şimşek gibi bir hızla atlamış ve hırsıyla onu yere sermişti.Her şey düzeldi gibi görünüyordu.Maximillian ve Solindas rahatlamış bir halde Marryn'ı beklediler,ama Marryn ortaya çıkmadı.Solindas çalılara yöneldi ve Marryn'ı yere eğilmiş halde bir şeye yoğunlaşmı olarak buldu."Napıyorsun Mary!"dedi endişeli bir sesle.Yaralandığını düşümüştü.Marryn hiçbir şey demdi.Başı önünde elindeki yer yer kanlı kağıdı büyücüye uzattı.Solindas kağıdı görünce irkildi.Ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktu,ama anlaşılan hiç iyi değildi.Kağıdı Marryn'ın titreyen ellerinden alıp olumaya başladı."Hayır!Olamaz!"diye bir bağırış koptu dudaklarından.Bu bağırışı duyan Maximillian hemen oraya yöneldi"Bir sorunmu var!"dedi endişeyle.Marryn yavaşça çöktüğü yerden kalktı."Evet...Hem de sandığımızdan daha büyük bir tane..."
Dinaen Regın'ı çekiyordu hızla.Regın ise bir şey anlamamasına rağmen ses çıkarmadan onu takip etti.Bir devlet binasında durdular.Dinaen onlarla görüşmek istediğini belirtti kapıdaki nöbetçilere.Bu isteği hemen kabul edildi.Onun böyle istekleri çok nadir olurdu ne de olsa.İçeri girdiler.İyi giyinimli bir adam onları karşıladı."Sizi görmek ne büyük mutluluk Dinaen!Nasıl yardımcı olabiliriz?"Regın karşısında duran adama baktı.Ülkenin yaşamsal gereksinimlerini karşılayan kişiyle yüzyüzeydi o an.Biraz heyecanlandı.Her gün önemli insanlarla karşılaşmıyordu ne de olsa.Adam Regın'ı da başıyla selamlamakla yetindi.Dinaen yüzünü astı"Sizden bir ricam olacak."dedi üzgün bir sesle.Adam endişelenmişti."Tabii ne demek!"dedi merakla.Dinaen anlatmaya başladı."Bu gördüğünüz kişi Regın Thunderarrow.Benim üst komşum ve çok yakın arkadaşımdır.Kendisi iyi bir zanaatkardır.Bu aralar iyileştirmem için çok hastam oldu,bu yüzden kendimi çok iyi hissetmiyorum son günlerde.Sizden daha önce yazılı olarak Regın'ı istemiştim yanıma,ama bu defa yüzyüze söylüyorum.Çünkü,Regın benim her durumumu bilir,bu yüzden ona çok güvenirim.Onu yanıma istiyorum efendim.Eğer uygunsa bundan çok mutlu olurum.Böyle zamanlarda hep en güvendiklerini ister herkes yanında"dedi yorgun bakışlarla.Adam paniklemişti.Dianen'in biraz trajik konuşması yüzünden şifacının öleceğini bile düşünmüştü.Ama,görünen o ki fazla çalışmaktan ileri geliyordu durum.Hemen kabul etti ve gerekli kağıtları imzalamak için odasına gitttiler.Çıkarlarken Dinaen'in yüzünde hoşnut bir ifade vardı.Tekrar tekrar teşekkürlerini sundu ve ayrıldılar.Bir süre hiç konuşmadılar kimse bir şey anlamasın diye.Evlerine geldiklerinde Regın inanamaz bir halde şifacıya baktı."Bu kadar iyi rol yapabildiğini bilmiyordum!"."Beni hep zayıf olarak görüyorlar dostum,bu yüzden fazla bir şey yapmadım aslında"dedi hafifçe gülerek.Regın Dinaen'in aslında ne kadar güçlü olduğunu biliyordu,ama ona çok ihtiyaçları vardı.Regın'a göre herkes onun gerçek gücünü biliyordu,ama onu kaybetmeyi göze alamıyorlardı.Regın Dinaen'in elini sıktı dostça"Sen olmasan ne yapardım!"Dinaen ise gülümsedi yine sıcacık bir ifadeyle"Asıl sen gidince ben bu boş evde ne yapacağım?"
Maximillian durmadan lanet ediyordu.Elindeki kağıdı buruşturup öfkeyle yere attı.Bu mesaj onlara getirilmek üzere yola çıkmıştı,ancak anlaşılan yol boyu izlenmişti haberci.Onlara saldıranlar tarafından öldürülmüştü kağıttaki kandan anlaşıldığı üzere.Bu mesajın onlara üç gün önce ulaşması gerekiyordu.Bu üç gün içinde çok şey olmuş olabilirdi.Zackrie'nin gerçek kimliği ortaya çıktıysa görev tamamen bitebilirdi.Şehirlerine kara büyücüler geliyordu durmadan kağıtta yazana göre.Solindas'a olan ihtiyaçları giderek artıyordu.Leonard Guardnrose'un idamı için işlemlerin durdurulma raddesine geldiği,ama kara büyücülerin gelişiyle her şeyin başka yönlere gidceğinin çok açık olduğu yazıyordu.Ve son satır herkesi düşünceye sevk etti"Keşke ejderhalar burda olsaydı..."Ejderhalara hiçbir insanda bulunmaya büyüsel güçleriyle şehirleri büyücülerden de korumaya yardımcıydı,ama bozulan antlaşma onları bundan da mahrum etmişti.Herksin içinde bir panik vardı.Bu kağıtta yazanları kaç kişi biliyordu?Bu düüşünceyi kimse kafasından atamıyordu.Marryn bir fikir yürüttü"Kağıdı okuduktan sonra mutlaka biri haberi iletmek için yola çıkmıştır."Maximillian bunu duymaktan oldukça mutlu olmuştu"Onu hala yakalayabiliriz!"."Ama nasıl!"dedi Marryn umutsuzca.Maximillian Solindas'a baktı.Solindas kağıdı yerden aldı."Bu hiç kolay olmayacak..."."Bunu yapın Lady Solindas!Bunu hepimiz için yapın!"Solindas kan lekelerine dokundu,sonra yazıların üzerinede gezdirdi parmaklarını.Marryn durumu pek onaylamasa da yapacak başka şeyleri yoktu."Onu bulsak bile nasıl öldüreceğiz?"dedi Marryn Maximillian'a masum masum bakan gözlerle.Adamın içindeki o dürtü yeniden uyandı.Kadını kollarına alıp hiç nırkamam isteği geri dönmüştü.Kadına baktı bir süre sonra sesszice Gümüşfırtına'ya seslendi.Gümüşfırtına planı onayladı."Yoldaki haberci bulunsun gerisini bana bırakın!"dedi ciddi ve güven veren bir tonda.

24 Nisan 2008 Perşembe

Karikatürler


Birazda gülelim değil mi :D?Komikazenin kendi sitesinden aldığım bu karikatürlerle eğleneceğinizi umarım.
Kaynak:www.komikaze.net

13 Nisan 2008 Pazar

Okul Hayatına Dair

Uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yapacağım bugün.Hikayeye ara verip okul hayatında işe yarayacağını düşündüğüm bazı tavsiylerde bulunmak istiyorum.Şöyle buyrun :),
1.Derslere Zamanında Yetişmek
Hemen hemen birçok öğrencinin başının belasıdır yataktan kalkmak.5 dakika daha diye yarım saat uyuyoruz çoğumuz.Ben de bu bu durumdan nasibini almış bir öğrenciyim.Sürekli ilk derslere geç kalıyorum.Ama,bir fikrim var.
Bizi yataktan söküp atması için çözümüm deah metal :).Bir metalci olun ya da olmayın,eğer uygun model bir telefonunuz varsa çalar saatini şöyle gümbür gümbür ve bol böğürmeli bir death metal parçasıyla kurun.Sabah bir anda böğüren bir koroyla uyandığınızda çoktan yataktan fırlayıp telefnu kapamaya koşarken bulacaksınız kendinizi.(Not:oluşacak psikolojik yan etkilerden blogumuz sorumlu değildir :D).
2.Ne Giysem Sendromu
Genelde kızların yaşadığı bir sendrom bu ve yine ben de bunu yaşıyorum.Dolap kapağını açıp"Ne giyicem!"diye düşünürken bir bakıyoruz saat kaç olmuş!E şimdi evden çıksanız hayatta derse yetişemezsiniz;böylece bir sabah daha ilk ders güme gider...
En iyi yöntem akşamdan karar vermektir.Ama,bu da üşengeçlik zamanlarında hiç de yapılası gelen bir şey değildir.Benim tavsiyem,yarın ne giymeyi "istemedeğinizi"bir düşünün akşam.Böylece seçenekleri elemiş olursunuz.
3.Sevgilim Yok Yakarışları
Malesef çevremde gördüğüm her kız ya da erkek "Sevgilim yok!"tarzı isyanlarla geziniyor.Bence üniversiteli olmak sevgili bulmaya eş değer olmasa da yine de bu konuyu geçmeyeceğim.Herkes bu kadar yakınıyor madem,bir değinelim.
Öncelikle sevgilim yok tarzı söylenmeleri bir kenara bırakmayı deneyin.Bundan vazgeçmeyin;ama siz ne kadar taktıkça olaylar o kadar ters gider genelde.Kendinizde bunu biraz olsun azaltasnız bile karlısınız.
Karşısınızdakini etkilemenin yolları basittir aslında.Bu blogda çoğunluk erkek diye tavsiyeleri erkekler üzerinden götüreceğim.
Bir giydiğinizi genelde birkaç gün üst üste giymeyin.İş hayatında da bunu çok söylerler.İyi bir izlenim çizmezsiniz.Herzaman değil;ama gnel olarak iki günden fazla aynı şeyi giymeyin.Marka olarak bakmayın olaya.Size yakışanı tercih edin.Markası ne olursa olsun üzerinize uymuyorsa o anda bitersiniz.
Erkek arkadaşlarınızla şakalaşmalarınızı koridora taşımayın.Kızlar bu tarz erkeklere çocuk gözüyle bakar.Eğer düzeyli bir ilişki istiyorsanız ciddi bir duruşunuz olsun.Argo kullanmaktan kaçının arkadaş gruplarınız arasında,etafınızda beğendiğiniz bir kız varsa.Ve dediğim gibi arkadaşlarnızla olan şakalaşmalırınıza dikkat edin.
Görünüşünüzden çok tavırınız en önemli konudur.Bu yüzden kendiniz olmayı elden bıramayın!
4.Utangaçlık
Aslında utangaçlık kimi zaman öyle korkulacak bir şey değildir.Utangaçlık insanı sevimli gösterir.Anti-sosyal bir hava yaratan ise özgüvensiz ya da insanlardan akaçan hareketlerdir.Utangaçsanız üzülmeyin.Emin olun bu yönünüzü sevimli bulan birileri mutlaka vardır.
5.Arkadaş Çevresi
Herkesla arkadaş olacaksınız diye bir kural yok.Kendinizden taviz vermemek en önemli hususdur.Eğer arkadaşım yok diye düşünüyorsanız karizmatik olmayı seçin.Kendi kendinize yetebilen bir imaj çizin.Bundan yakınmak yerine sessizce kendinize bazı uğraşlar bulun.Gerektiğinde susmayın,tavrınızı koyun.Böylece yalnız,ama karizmatik bir havanız olacaktır.Belki insanlar sizinle konuşmaya gelmez;ama kendinize yetebildiğinizi görmek insanlarda bakış açısı değişikliğine dönüşür.
Benim arkadaş çevrem var diyorsanız ve vakit geçirme de problem yaşıyorsanız günü birlik arkadaş olarak gördüklerinizi ve görüşmeye devam etmek istedkilerinizi kafanızda ikiye ayarın.Tabii ki diğerleri önceliğiniz olacaktır;ama iki grubu birleştirmeyi denemek bazen tehlikeli olabiliyor.Hepsiyle görüşün istediğiniz gibi;ama nerde durmanız gerektiğinizi unutmayın.İhtiyacınız olduğunda gideceğiniz kişileri hep ayrı bir yerde tutun.
6.Ders Çalış(ama)mak
Kim ders çalışmayı severki?Bunu seveneleri genelde"inek"diye tabir ederiz.Ama,sonav denen bir illet var başımızda.Çalışmak için ne yapmalyız?
Sınav öncesinde çalışmak iyidir;ama birgün önce değil.Zaten sorun olanda bu.Yumurta kapıya dayanınca hep alel acele çalışmaya koşarız.Her gün konu ekrar edin demeyeceğim;bunun yerine kendinize güvenmediğiniz derslere öncelik verin.
Sevilmeyen derslere çalışmak en beter iştir.Bu dersler için komik yönler bulun.Dalga geçebileceğiniz şeyler.Mesela hocaya gıcıksınız,o derse çalışmaya çalışırken o hocanın komik yanlarını düşünün.Ona ne kadar gıcık olduğunuz aklınıza geldikçe bu sizi dersten itecektir.Bunun yerine gülmeyi tercih edin.Ya da müzik dinleyerek ders çalışın.Sevdiğiniz bir şarkıyı açın,böylece canınız daha az sıkılır.40 dakika ders açlışıp maksimum 10 dakika ara verin(bu bilimsel bir gerçek).Ama biliyorum bu söylediklerimi uygulamak hiç kolay değil :(.Genelde lafta kalır hep ders açışma tavsiyeleri.
7.Not Almak
Hoca anlatırken not tutmak doğuştan bir yetenektir!Ve ne yazık ki az kişide bulunur.Duyamadım neydi derken çoktaaaan daha ilerilere gitmil olur konu.Bunun için orayı atlayıp devam etmek daha iyidir.Boş bir paragraf yerine boş bıraktığınız iki cümleniz our.
Tahtadakileri yazmak için son süret yapılan çabalar bile bazen boşa gider;bu yüzden 3 arkadaş olarak tahtayı bölüşün.Herkes kendine düşen kısmı yazsın,böylece geriye onları birleştirmek kalır ve tahtanın tamamı elinize geçmiş olur.Başkalarından not toplamak yerine arkadaşlarınızın yazdıklarını hemen o gün fotokopi çektirerek hepsini elde etmiş olursunuz.Organize olmak iyidir ;).
8.Eğlenmek
Okulunuzun ya da başka okulların aktivitelerine katılmak güzeldir.Önümüzdeki bahar şenliklerini kaçırmyaın derim.Hem yeni insanlarla tanışma hem de eğlenmek ve yaza giriş için bireibir!konser,yemek,kahkaha derken günler saatler su gibi akıp gider.Bu tarz aktivitelere katılın bence.Böylece yeni insanlardan ve farklı bölümlerdeki öğrencilerle daha çok temasınız olur.Ama en önemlisi yoğun geçen yılın stresini üzerinizden atmanıza yardımcı olur.Eğlenmek hepimizin hakkı ;).
Benim aklıma gelenler bunlar.Sizinde eklemek istedikleriniz varsa belirtin,bende bu listeye ekleyeyim.

10 Nisan 2008 Perşembe

Uzaklarda Bir Elf

Not:Bu yazı"Maximillianlar'dan Nefret Etmek"adlı bölümün devamıdır.

Sabahın ayazı,çimenlerin üzerinde birbirlerine yakın uyuyan üç yolcuyu titretirken,onlardan çok uzakta bir yerde,başka birinin ise karışık düşüncelerine değmeden,bilinçsizce geçip gidiyordu.
Solindas'ın dönüşü büyük bir mutlulukla karşılanmış ve Dante'nin planları devam ederken,adına Nihelyan dedikleri başka bir elf ülkesinde,kendi gerçeğini arayan bir elf pencere pervazına dayanmıştı o sırada.
Berilyan'ın aksine,doğa kendi yabaniliğiyle büyürdü Nihelyan'da.Doğaya müdahele etmez ve onu şekillendirmezlerdi buranın halkı.Olağanı bozmaya eğilimli değillerdi,hele de bunu büyüyle yapmaya hiç niyetleri yoktu.Savaşçılıkları ve silahları işleme yetenekleriyle bilinirlerdi bunun yerine.Onların sanatı büyü olmamıştı ve büyüle uğraşan kızıl saçlı kuzenlerine bir garipsemeyle bakmışlardı yıllar boyu.
Burdaki elfler normal bir elfe göre daha yapılıydı.Bir insan kadar geniş omuzları asla olamayacak olsa da,diğer elflerin standartlarından daha geniş omuzları ve ileride göğüsleri vardı.Tipik bir savaşçıydı hepsi ilk bakışta ya da bir silah yapımcısı...
Nihelyan'da mevsimler daha sert geçer.Sıcak da soğuk da hakkını verir bu ülkede.Soğuk ilikleri titretir,sıcak ise cildi kavuru;ama yine de insanları ciddiyetle karşık bir şükranla yaşamaya devam eder.Ama,o an pencere pervazına yaslanmış olan elfin bu duygulardan uzak olduğu belliydi.Kafasında uçuşan sorular ve arayışının cevaplarını,nerden geleceği belli olmayan bir şeyle harmanlıyordu o an.Bir şey bekliyordu sanki ya da birilerini;ama kimi?Kafasını salladı iki yana.Toparlanmalıydı.
Sokağa çıktı genç adam.Çatık kaşlarıyla etrafı süzdü.Birkaç selamlaşmadan sonra yürümeye başladı.Aynı ve hiç değişmeyen yoluna...
Silah depolarına gitti yine.İşlerin nasıl gittiğne bakmalıydı.Ardından en üst kattaki odaya çıkıp rapor verdi.Her şey olağandı.Sonra...tam bir senedir,yasak olduğunu bile bile yapmaktan vazgeçemediği şeyi yapmaya gitti.Adımları her gün olduğu gibi tereddütlüydü.Bunu yapmak yanlıştı;çünkü biliyordu ki oda sadece işi olanlar içindi.Yani kahinler ve komutanlar...O ise basit bir silah yapımcısıydı.İyi bir okçu ve başarılı bir üretici olmasına rağmen oraya girmeye hakkı yoktu.Ama,yine de gizli geçide girmeden etrafı kontrol edip,yine içeri dalmaktan kendini alamıyordu.Ordaki şey onu çağırıyordu.Artık bunu çok ciddi düşünmeye başlamıştı.Sadece bir resimdi halbuki;ama onu nasıl böyle esiri yapmıştı bir yıldır?
Geçitin kayarak açılan duvarından geçti ve önündeki merdivenleri tırmandı.Onun gibi kalıplı biri için sığması zor bir geçitti bu.Her seferinde sıkışarak zar zor geçiyordu.Karanlık geçitte merdivenleri çıktı.Artık her şeyi ezbere biliyordu;bu yüzden bitişe gelince kendiliğinden durdu.Elini sağındaki duvara uzattı ve bir kolu çekerek kapıyı açtı.Önünde yine o bildik toplantı alanı duruyordu.Ortada devasa bir masa ve üzerine yapımında çizilmiş,granit bir dünya haritası.Savaş toplantıları için birebirdi.Duvarlarda üç elf ülkesi olan Berilyan,Nihelyan ve Exelyan'ın resmi duruyordu.Hızlı adımlarla geçti masanın yanından.Kalın,kadife perdeler kapalı olduğu için içerisi loş ışıkla aydınlanıyordu.İlerledi.Duvardan duvara bir resim vardı karşısında.Çini ve mozaikle işlenmiş bir efsanenin resmi...Sanki onu ilk defa görüyor gibi resme baktı yine hayran hayran.İçinden gelen saygıyla yine resmin önünde reverans yaptı.Resimde resmedilen,büyük bir savaştan zaferle dönümüş olan 6 kahramandı.Ama,bir tanesi oldukça büyük ve ihtişamlı olarak resmedilmişti.Çağrı'nın meşur,efsanevi 6 kahramanının resmi,Nihelyan'ın savaş odasında toplantıya katılanlara cesaret versin diye yapılmıştı.Bir de ekibin efsanevi elf okçusununzamanında Nihelyan'dan çıkmasının da büyük etkisi vardı.
Bütün elf ülkeleri ona saygı duyar ve mutlaka en önem verdikleri yere,ihtişamına yakışan bir portresini koyarlardı.Yapımı yıllar alan sanat şaheserleri vardı üç elf ülkesinde,bu kahramana itafen.Ama,yalnızca Nihelyan diğer kahramanları da göz önünde bulundurup,onları da resime eklemişti.Elflerin onuru ve Nihelyan'ın en büyük gurur kaynağı olan efsanevi okçu elbette çok daha ihtişamlıydı;ancak diğer 5 kahramananda arkadaşlarıyla birlikte orada,o zaferi kutluyorlardı sanki.
Resme herzamanki hayranlığıyla bakan elf,elini kahramanın resmini üzerinde gezdirdi.Son zamanlarda bunu yapar olmuştu.Çağrı'nın ilk kısmını duyduğundan beri...Bir şeyler duyuyordu hep.Ama,bir türlü sözleri anlayamıyordu.Bir ses,ona anlamadığı şeyler fısıldıyordu.Adam,merak içinde dinlemesine rağmen sesin acelesi yoktu.Sakin ve derinden gelen bir sesle ona bir şeyler anlatıyordu.Sanki,sen de acele etme der gibiydi.
Adam uzaklaştı ve resmi baştan sona gözden geçirdi.Her kahramana saygıyla baktı ve hepsini teker teker andı.İnsan olmalarına rağmen diğerlerine de derin bir saygı duyuyordu.
Orda duran kabarık koltuklardan birine oturdu.Kafasını geriye doğru attı ve Çağrı'nın serbest bırakılan ilk kısmını getirdi aklına"Biz elimizde kılıç,zaferin bekçileriyiz..."dedi kendi kendine.Nihelyan'ın büyük kısmı ilk bölümü duyanlardandı.İnsanlar ne olduğuna anlam veremedikleri bu ahenkli sözlerin kalplerine kazınışının anlamını ararken,elfler çoktan biliyordu.Koltukta düşüncelere ve Çağrı'nın ardından gelen savaşlara yoğunlaşmış olan elf de anlamını çok iyi biliyordu.Hepsi orda resmedilen elfin ve insan arkadaşlarının kahramanlık hikayeleriyle büyümüşlerdi.Nihelyan'ın onurlu savaşçısı,gururu ve örnek vatandaşı...
Konuşmalar duydu ve sıçrayarak koltuktan kalktı hemen.Buraya gelmeyeceklerini bildiği halde içine bir endişe doldu.Bu aralar her şey olağanın dışına taşmıştı ve Nihelyan için gergin anlar yaşatıyordu bu.Berilyan'a yapılan ejderha saldırısı bunu daha çok körüklemişti.Neyseki,üç tane insan onlara yardım etmişti.Aşağıda geçen konuşmalarda bunun üzerindeydi.Konuşanlar Berilyanlı kuzelerinin insanlar tarafından kurtarılmalarına sevinmişti.Bu onlara bir ders olmuştur diyorlardı kendi aralarında.Onları dinleyen elf de güldü.O da bunu onlara verilmiş bir ders olarak görüyordu;ama kuzenlerinde bir değişme olmayacağını da biliyordu.
Sesler kesildi kısa zaman sonra.Konuşanlar giderek uzaklaştı.Rahatlayan elf odayı terk etti hızla ve hiçir şey olmamış gibi silah depolarına indi.Bugün izin günüydü,bu yüzden depoda fazla oyalanmadı.Komutanlardan biri için sipariş edilen gümüş yayın yapımını kontrol etti ve ressamlar tarafında çizilen örenği inceleyerek uygun olup olmadığına baktı.Sanatsal açıdan kusursuzdu;ancak yapımda bazı noktalar silahı güçsüz kılıyordu.Çizen ressamı çağırdılar.İki elf silah üzerinde konuşmaya başladılar.Yaptığı işlemelerin güzel olduğunu;ancak hayata geçirilmesi durumunda silahın kırılganlığını arttıracağını belirtildi.Bunun yerine yeni bir düzenleme istediler.Ressam şöyle bir plana baktı ve eline aldığı bir tüy kalemle üzerinde düzetmelerde bulundu.Gövdesi kalınlaştırılan yay,taşlarla işlenen yerlerini tutulan kısım yerine,degeyi bütünlemek için uçlara taşıdı.Aynı konuda hemfikir olunduktan sonra ressam ve silah ustası evlerine döndü.
İki katlı bir evi vardı kafası karışı elfin.Alt katta kendisi gibi bekar başka bir genç erkek oturuyordu.İyi anlaşıyorlar ve birbirlerine destek oluyorlardı.Meslekleri çok farklı olsa da bir arada olmaktan dolayı rahatsız değillerdi.Alt komşusu ona göre daha zayıf yapılı bir gençti.Mesleği şifa olmasına rağmen,sadece üst komşusuyla paylaştığı bir yeteneği daha vardı:görü.Nihelyan'da bu tarz şeyler büyü sayıldığı ve dolayısıyla pek de hoş karşılanmadığı için bunu saklamayı uygun görmüştü;ama bir senedir üst komşusu üzerine rüyalar görmesi üzerine bunu onunla paylaşmıştı.
Üst komuşusu şu an ona gidiyordu.Konuşmaları gerekiyordu yine.
Havanın kavuran sıcaklığı yine derileri kızartırken,sarı saçları ve düşüncelere dalmış çatık kaşlarıyla yürüdü genç adam.Evine,aynı zamanda alt komşusunun evine her adım atışında gerçeğe daha çok yaklaştığını biliyordu.Yapılı vücuduyla uyumlu,hafif koyu renk yeşil gözleri vardı.Koyuya çalan sarı saçlarıyla güçlü bir okçu olduğunu gözler önüne seren güççlü parmakları vardı.Regın Thunderarrow,kim olduğunu bilmeden geçirdiği bir yılını onlara her adımda yaklaşan üç insan sayesinde bulacağını bilmiyordu o an.Ama,alt komşusu bunu ona söylemek üzereydi.
Kapıyı yavaşça çaldı.Açılan kapıda,kadife cübbesi ve her zaman yüzünden eksik olmayan gülümsemesiyle,alt komşusu Dinaen belirdi.Açık renk yeşil gözleri ve uzun,kumral saçlarıyla uyumlu bir kadife cübbe giymişti.Regın'dan biraz daha kısaydı,ama saçları ondan çok daha uzundu.Perçemleri var birkaç tutam.Bu onu daha temiz yüzlü gösteriyordu.
"Beni ziyarete gelmen ne hoş Regın!Lütfen içeri gir!"Regın dalgınca içeri girdi.Dinaen her zaman nazik ve güler yüzlü bir adamdı.Nihelyan'ın savaşçı yönüne aykırı düşen bu özelliği hoşgörüyle karşılanıyordu yine de.Yardımseverliği takdire değerdi veiyileştirme güçleri için ona minnetardılar.
"Burda olma nedenini sorabilir miyim?"Dinaen'in sesi üzerindeki kadife gibi yumuşak ve cevaplamamaya izinvermeyen bir tondaydı.Regın Dinaen'e bir süre baktı."Artık bana her şeyi anlat...Yoksa çıldıracağım!"Bu ani giriş üzerine irkilen şifacı bir süre bir şey söyleyemedi.Regın'a her şeyi anlatamazdı;bu onun kaderine müdahele olurdu.Ama,insanlar bu kadar yaklaşırken ve görüler Regın'ın üzerine yoğunlaşırken ne yapmalıydı?Dudağını ısırdı çaresizlikle.Regın'ın ısrarcı bakışlarına karşı koyamıyordu."Tamam...Ama bilmen gerekeni sadece..."Regın bununla yetinmeyecekti"Bana hep bunu söylüyorsun Dinaen!Ama neden!Ben,mle konuşuyor işte...her şeyi bilmeye hakkım yok mu?"Bakışlarında biraz umutsuluk birazda çaresizlik vardı.Dinaen onu böyle görmeye dayanamadı bir an.Regın'ın yanına oturdu"Tamam...Giderek yaklaşıyorlar zaten..."dedi hala daha tam karar veremesede.Regın tüm ciddiyeti ve konsantrasyonunu geri kazandı birden"Kim yaklaşıyor?"dedi merakla.Derin bir iç çeken Dinaen Regın'ın sorusunu duymamazlıktan geldi ve anlatmaya başladı.Ama,sadece az bir bölümünü."Hepimiz Çağrı'yı duyduk Regın.Onu duyabilmek bile bir birey için çok büyük bir onur.Yeri gelince bizi bu defa savaşa çağıracaklar,bildiğin gibi Çağrı bunun habercisidir.Ama...Sanırım sen daha önce bir şeyler yapmaya başlayabilirsin."Regın normalde sakin bir elfti;ama söz konusu Çağrı olunca herkes gibi heyecanına hakim olamıyorud"Nasıl yani?Daha fazlasını bilmek istiyorum."Dinaen itiraz edecekti;ama Regın'ın üsteleyen tavrına karşı koyamadı yine."Sana her şeyi anlatamam Regn!Bunu istmemlisin!Zamanın geliyor zaten.Üç yolcu var ufukta,sana bu kadarını söyleyebilirim.İki kadın ve bir adam.Üçü de insan ve onlardan biri..."Regın inanamaz halde karşısındakinin sözünü tamamladı"Çağrı'nın ilk kısmını bırakan kişi!Maximillian Eldersword..."Dinaen başıyla onayladı"Ya da diğer bir adıyla,ejder alevinden sağ kurtulan tek canlı."Regın uzun süre sustu,Dinaen'de ona saygı göstererek sustu.Bir rüyadan uyanmış gibi duran Regın yeniden konuşmaya başladı uzun süren sessizliğinden sonra"Peki ya diğer iki kadın?"."Regın devamını anlatamam!"Dinaen kesin kararlıydı artık;ama regın durumu kavramıştı çoktan."Bir dakika...Maximillian Eldersword Berilyan'dayken yanında iki insan kadın vardı!Fırtınakıran ve Spellwindler'in en güçlü evladı!"Regın gruptan etkilenmiş bir şekilde düşündü kendi kendine sesli olarak."Ne kadar güçlüler!Onlarla tanışmak isterim."Sonra Dinaen'e fikrini sormak için arkasını döndü."Evet...Açıkçası bende tanışmayı çok istiyorum.Ancak,Berilyan'daki gördükleri muameleden sonra,Fırtınakıran buraya agresif bir tavırla gelecek.Bunu unutmayalım.Spellwind ise içindeki öfkeyi bastıracaktır.Yine de önyargıları var bize karşı.Onları suçlayamayız..."dedi duruma üzülerek.Regın soran gözlerle şifacıya baktı."Resim bana ne diyor..?"Dinaen kafasını olumsuz anlamda iki yana salladı"Malesef bunu bende bilmiyorum.Bunu sen kendin öğreneceksin.Aslına bakarsan,yolda olan misafirlerimizde seninle birlikte öğrenecek."
"Seni yorduysam kusuruma bakma Dinaen.Benimle paylaştığın için teşekkür derim."dedi ciddi vememnun bir şekilde.Dinaen mutlulukla selamladı onu"Sorularına biraz olsun ışı tutabildiysem ne mutlu bana dostum"dedi regın'a herzamanki sıcak gülümsemesiyle.Regın da ona gülümsedi ve ardından üst kata,kendi dairesine çıktı.
Berilyan'dan aldıkları haritanın üzerine eğilen Marryn ve Sollindas yollarını bulmak konusunda pek başarılı olamamışlardı.Maximillian'a ateş yakmak düşmüştü o sırada.Kadınların ona verdiği göreve itiraz edemezdi,ikiye karşı birdi sonuçta.
Marryn Berilyan'dan sonra çıkış yolunu tekrar tekrar kontrol ediyordu.Parmağını maviyle çizilmiş Nihelyan yönünde ilerletiyor;ama yol bir yerde tıkanıyordu.Marryn durumu anlamıştı.Solindas'a baktı."Anlaşıldı!Bunlar elf ülkeleri olduğuna göre,girişleri de gizli tutuluyor olmalı.Ayrıca harita Berilyan'a ait olduğuna göre,büyüle kırılması gereken bir yer haritada."Parmağıyla mavi çizginin bittiği yeri gösterdi.Solindas onunla hemfikirdi.Yinede basit bir gösterge büyüsünün işe yaramyacağını düşünüyordu."Sana katılıyorum canım;ama bir gösterge büyüsüyle her şey hallolmayacaktır.Bunun yerine başka bir büyü koymuş olmalılar"Marryn düşündü"Malesef çok haklısın,bunlar Berilyanlı olduğuna göre azıyla yetinmieceklerdir.Peki hangisi sence?"."Bir düşüneyim..."Solindas birkaç dakika sessizcedüşündü.Sonra,yüzünde zafer kazanmış bir ifadeyle arkadaşına gülümsedi"Bu bir düğüm;ama elle çizilmşi bir düğüm.Bu yüzden onu açmak yerine daha çok karıştırmalıyız."Marryn hiçbir şey anlamamıştı."Şöyle anlatıyım,olay baştan düğüm olduğuna göre,bir karıştırma büyüsü olayı çözecektir."Marryn hafifçe güldü"Dişe diş göze göz yani."dedi."Aynen öyle.Deneyerek bir şey kaybetmeyiz."."Muhtemelen senin dediğin doğrudur.Onlardan tam olarak bunu bekliyorum çünkü".Solindas konsantre oldu.Derin bir nefes aldı ve büyülü sözleri mırıldanmaya başladı.İşaret parmağını mavi çizginin bitimine koyudu ve parmağını ucundan çıkan soluk renkli bir ışıkla bir kilit işareti çizdi.Parmağını çektikten sonra,kilit işareti birden canlılıkla parıldadı ve ardından kayboldu.Marryn sevniçle Solindas' baktı teşekkür edercesine bir minnettarlıkla."İşte seni bu yüzden seviyorum!"dedi heyecanla.Büyü işe yaramış,dahası haritada her türlü gizli geçit ve saklanma yerleri gözükür olmuştu.Nihelyan'ın gizli girişi çok kolay bulunur bir halde karşılarındaydı ve bazı yolların yanında küçük tavsiyler iliştirilmişti.Solindas merakla her gizli geçiti inceledi.Bu kadar çok şey gizli topraklarda olmak onu heyecanlandırmıştı;öyle ki Marryn da aynı duygular içerisindeydi.Maximillian'a haber vermesi için Marryn'a fısıldadı Solindas.Marryn arkasına dönüp ateşle uğraşan Maximillian'a seslendi"Lord Maximillian!Bunu görmeniz gerek!"